Çekirge- Usta öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Kaptanlık yapıyorum. Lafla peynir gemisini yüzdürüyorum!
Ç- Peki bu sene kurbanınızı nereden aldınız?
U- Dingo’nun ahırından!
Ç- Hangi sosyal sorumluluk projesinde yer aldınız?
U- “Anne beni lokuma gönder” projesinde!
Ç- Müzikle aranız nasıl?
U- 20’lik dişim çıkalı epey oldu ama henüz bir ‘müzik kulağım’ yok!
Ç- 10 Kasımda ne yaptınız?
U- O mahur beste çalarken, Müjgan’la biz ağlaşırdık!
Ç- Farz edin ki ıssız bir adadasınız. Yanınıza üç şey alsaydınız bu ne olurdu?
U- Üç tas hoş has kayısı hoşafı!
Ç- Çaresiz kaldığınızda ne yaparsınız?
U- Mayıl mayıl bakarım!
Ç- Ayda kaç lira kazanıyorsunuz?
U- Ay’ da yerçekimi olmadığı için biraz düşük tabiî ki!
Ç- Boş zamanlarınızda kitap okuyorsunuz dur herhalde?
U- Hayır tabi ki, doğmamış çocuğa don biçiyorum!
Ç- Devletten bir isteğiniz var mı?
U- Gölge etmesin başka bir şey istemem!
Ç- Hoşlanmadığınız renk var mı?
U- Ecevit mavisi!
Ç- Kızdığınızda ne dersiniz?
U- ‘Kemsük ağızlı’ derim!
Ç- Peki cesaretiniz var mı, cesur musunuz?
U- Cahiller cesur olurmuş. Ben genelde tırsağımdır!
Ç- İçinde bulunduğumuz durum size acı veriyor mu?
U- Vermez mi ‘acı’ çok cömerttir, elinde olduğunda esirgemiyor!
Ç- Okula gittiniz mi, tahsiliniz?
U- Ben okula bütün organlarımı götürmüyordum.‘Ayaklarımı götürüyordum kafamı değil’
Ç- Dostunuz sizin kalbinizi kıracak laf ederse?
U- Onun lafını kaldırabilirim. Çünkü vitamin kullanıyorum!
30 Kasım 2010 Salı
29 Kasım 2010 Pazartesi
28 Kasım 2010 Pazar
27 Kasım 2010 Cumartesi
26 Kasım 2010 Cuma
Günün Sözü
Aldatmanın dayanılmaz hafifliğine Acun Ilıcalı da kapıldı...
Evlilik konusunda "yeteneksizsin" Acun!
Evlilik konusunda "yeteneksizsin" Acun!
25 Kasım 2010 Perşembe
18 Kasım 2010 Perşembe
Çekirge-Usta Diyalogları - 6
Çekirge- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Araştırıcı ve karıştırıcı yazar!
Ç- Nerde yaşamak isterdiniz?
U- Çok demokrat(!) olduğu için, Demokratik Kongo Cumhuriyetinde!
Ç- Issız bir adaya düşseniz yanınızda olmasını istediğiniz 3 şey ne olabilir?
U- Failün, failatün ve mefailün!
Ç- Nereyi bitirdiniz, tahsiliniz?
U- Mahalle Mektebini!
Ç- O köprüde ki Ayı akrabanız mı?
U- Yok, sadece köprüden geçene kadar “dayı” diyorum!
Ç- Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
U- Fakiriz biz, fakirlik yapıyoruz!
Ç- En son seyrettiğiniz dizi?
U- Kuşlar vadisi- Kışı!
Ç- Beğendiğiniz meyveler var mı?
U- Kara üzümün özellikle habbesini çok severim!
Ç- Soda?
U- Soda mı, biz yemek mi yiyoruz ki üzerine soda içelim!
Ç- Cem Yılmaz filmlerine gülmediğinizi biliyoruz?
U- Gülmez miyim hem de “Oturma grubumla” gülüyorum!
Ç- En sevdiğiniz “Atasözü” hangisi?
U- “Cem Uzan üstünü örteceğim!”
Ç- Avrupa Birliğini en çok neden istiyorsunuz?
U- Brüksel Lahanası için!
Ç- Düşmanınız var mı?
U- Yok. Sadece kendimle küsüm!
Ç- Sizin dolmuş hattı hangi hatta çalışıyor?
U- Fay hattında!
Ç- Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldınız mı?
U- Yarasaların gözlerini tedavi ettirme merkezinde çalıştım!
Ç- Hiç hasta oldunuz mu?
U- Bir ara amudi fikaranın bariz inhina ile mütefarik hareketsizliğini yaşadım.
Ç- Hangi tür işte uzmanlığınız var?
U- Genelde estek köstek işlerinde!
Ç- Bu sözleri yazarak akıllı mı olduğunuzu iddia ediyorsunuz?
U- Yok öyle bir şey ben en son aklımı peynir ekmekle yedim.
Ç- Soğukla aranız nasıl?
U- Hiç iyi değil, dikenlerimi tüy tüy yapıyor!
Ç- Öfkelendiğinizde nasıl küfür edersiniz?
U- “Avu ye” derim!
Ç- Kitap okur musunuz?
U- Ben genelde “maval”okurum!
Usta- Araştırıcı ve karıştırıcı yazar!
Ç- Nerde yaşamak isterdiniz?
U- Çok demokrat(!) olduğu için, Demokratik Kongo Cumhuriyetinde!
Ç- Issız bir adaya düşseniz yanınızda olmasını istediğiniz 3 şey ne olabilir?
U- Failün, failatün ve mefailün!
Ç- Nereyi bitirdiniz, tahsiliniz?
U- Mahalle Mektebini!
Ç- O köprüde ki Ayı akrabanız mı?
U- Yok, sadece köprüden geçene kadar “dayı” diyorum!
Ç- Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
U- Fakiriz biz, fakirlik yapıyoruz!
Ç- En son seyrettiğiniz dizi?
U- Kuşlar vadisi- Kışı!
Ç- Beğendiğiniz meyveler var mı?
U- Kara üzümün özellikle habbesini çok severim!
Ç- Soda?
U- Soda mı, biz yemek mi yiyoruz ki üzerine soda içelim!
Ç- Cem Yılmaz filmlerine gülmediğinizi biliyoruz?
U- Gülmez miyim hem de “Oturma grubumla” gülüyorum!
Ç- En sevdiğiniz “Atasözü” hangisi?
U- “Cem Uzan üstünü örteceğim!”
Ç- Avrupa Birliğini en çok neden istiyorsunuz?
U- Brüksel Lahanası için!
Ç- Düşmanınız var mı?
U- Yok. Sadece kendimle küsüm!
Ç- Sizin dolmuş hattı hangi hatta çalışıyor?
U- Fay hattında!
Ç- Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldınız mı?
U- Yarasaların gözlerini tedavi ettirme merkezinde çalıştım!
Ç- Hiç hasta oldunuz mu?
U- Bir ara amudi fikaranın bariz inhina ile mütefarik hareketsizliğini yaşadım.
Ç- Hangi tür işte uzmanlığınız var?
U- Genelde estek köstek işlerinde!
Ç- Bu sözleri yazarak akıllı mı olduğunuzu iddia ediyorsunuz?
U- Yok öyle bir şey ben en son aklımı peynir ekmekle yedim.
Ç- Soğukla aranız nasıl?
U- Hiç iyi değil, dikenlerimi tüy tüy yapıyor!
Ç- Öfkelendiğinizde nasıl küfür edersiniz?
U- “Avu ye” derim!
Ç- Kitap okur musunuz?
U- Ben genelde “maval”okurum!
10 Kasım 2010 Çarşamba
2 Kasım 2010 Salı
Günün Sözü
Dik başıyla dağlar yerlerde sürünürken,
bütün yumuşaklığıyla bulutlar
gökyüzünde dolaşır...
bütün yumuşaklığıyla bulutlar
gökyüzünde dolaşır...
Günün Sözü
Cumhuriyet resepsiyonlarına, üniversiteye ve kamuya giremeyen başörtülüler, bundan böyle Kemalettin Kamu'ya gidecekler !
26 Ekim 2010 Salı
Derin Devlet Tatlısı
İlk önce
Bir miktar kutsalından
Vergilendirilmiş kazanç alınır.
On adet ahiret sorusu…
İki adet başörtülü üniversiteli alınıp
İkna odalarında bir müddet bekletilir.
İki adet soyulmamış banka alınır,
İçi bir güzel boşaltılır.
İçine katsayı mağdurları ve yaşzedeleri
Doldurulur.
Hepsi bir tencerede
Kısık ateşte bir müddet bekletilir.
Pişman olanlar soğumaya bırakılır.
Sonra
Gizli servis eşliğinde servis edilir.
Afiyet olsun.
19 Ekim 2010 Salı
GİT- ME!

Git hadi
İstediğin zaman git.
Git tabi
…
Dur!
Gitme!
Git ama…
Şimdi gitme!
Biraz daha kal.
Hatta,
Gitmesen
Git ama…
E git bari.
Baksana
Yağmurda nasıl yağıyor sessiz
Nasılda yağıyor sensiz
Önceden böyle mi yağardı?
Hiç dikkat etmemişim.
Tamam git
Git ama…
Şimdi gitme!
Bir nefeslik kal!
Yok yok bin nefeslik olsun
Bin nefes kaç gün eder?
Yetmez ki!
Bin bir olsun
Git ama…
Git tabi
…
Dur!
Gitme!
Git ama…
Şimdi gitme!
Biraz daha kal.
Hatta,
Gitmesen
Git ama…
E git bari.
Baksana
Yağmurda nasıl yağıyor sessiz
Nasılda yağıyor sensiz
Önceden böyle mi yağardı?
Hiç dikkat etmemişim.
Tamam git
Git ama…
Şimdi gitme!
Bir nefeslik kal!
Yok yok bin nefeslik olsun
Bin nefes kaç gün eder?
Yetmez ki!
Bin bir olsun
Git ama…
17 Ekim 2010 Pazar
ÇEKİRGE-USTA DİYALOGLARI 5
Çekirge- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Kürek operatörüyüm!(Amele)
Ç- Son günlerde ki ruh halinizi öğrenebilir miyiz usta?
U- Mısır ununa bulanmış balık gibiyim, kızartılmayı bekleyen!
Ç- Hayatta hiç başarılı bir iş yaptınız mı?
U- Hayır tabi ki. Ben ‘Erken Kaybedenler’ denim.
Ç- Sizce başörtüsü sorunu çözülür mü?
U- Çözünür!
Ç- Yerin 700m altına inseydiniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?
U- Yanıma değil ama geride beni yerin dibinde de olsa bulacak dostlarımın olmasını isterdim.
Ç- Taşrada yaşamak nasıl bir duygu sizce?
U- En kötü yanı gazetelerin taşra baskılarını okumak durumunda olmam.
Ç- Gaziantep’te ne işiniz vardı?
U- Fıstıkların peşine gitmiştim. Antep fıstıklarının!
Ç- T-short giymeyi seviyor musunuz?
U- Ben değil, Seven Hill.
Ç- Memedalibey’in ‘mum söndü’ gafını izleyebildin mi?
U- Yok. Tam o sırada elektrikler söndü.
Ç- İtle mi dalaşırdınız yoksa çalıyı mı dolaşırdınız?
U- Çalıyı dolaşmayı tercih ederdim.
Ç- Sizce mahalle baskısı var mı?
U- Şimdi yaşadığım muhit kalburüstü zenginlerin olduğu bir yer, hele yazın kaldırıma park etmiş Bemeve’lerin, Mercedes’lerin lastiklerine sürtünerek eve geçmek zorunda kalıyoruz. Üzerimde büyük bir baskı var anlayacağınız.
Ç- En çok sevdiğiniz bitki türü?
U- Kökünü severim, özellikle zıkkımın!
Ç- Üzerinde çalıştığınız bir konu var mı?
U- Burnunu karıştırıp sandalyenin altına silenleri araştırıyorum.
Ç- Bunca şair arasında size de bir pay düştü mü?
U- Çok az bir 'kıl payı' düştü!
Usta- Kürek operatörüyüm!(Amele)
Ç- Son günlerde ki ruh halinizi öğrenebilir miyiz usta?
U- Mısır ununa bulanmış balık gibiyim, kızartılmayı bekleyen!
Ç- Hayatta hiç başarılı bir iş yaptınız mı?
U- Hayır tabi ki. Ben ‘Erken Kaybedenler’ denim.
Ç- Sizce başörtüsü sorunu çözülür mü?
U- Çözünür!
Ç- Yerin 700m altına inseydiniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?
U- Yanıma değil ama geride beni yerin dibinde de olsa bulacak dostlarımın olmasını isterdim.
Ç- Taşrada yaşamak nasıl bir duygu sizce?
U- En kötü yanı gazetelerin taşra baskılarını okumak durumunda olmam.
Ç- Gaziantep’te ne işiniz vardı?
U- Fıstıkların peşine gitmiştim. Antep fıstıklarının!
Ç- T-short giymeyi seviyor musunuz?
U- Ben değil, Seven Hill.
Ç- Memedalibey’in ‘mum söndü’ gafını izleyebildin mi?
U- Yok. Tam o sırada elektrikler söndü.
Ç- İtle mi dalaşırdınız yoksa çalıyı mı dolaşırdınız?
U- Çalıyı dolaşmayı tercih ederdim.
Ç- Sizce mahalle baskısı var mı?
U- Şimdi yaşadığım muhit kalburüstü zenginlerin olduğu bir yer, hele yazın kaldırıma park etmiş Bemeve’lerin, Mercedes’lerin lastiklerine sürtünerek eve geçmek zorunda kalıyoruz. Üzerimde büyük bir baskı var anlayacağınız.
Ç- En çok sevdiğiniz bitki türü?
U- Kökünü severim, özellikle zıkkımın!
Ç- Üzerinde çalıştığınız bir konu var mı?
U- Burnunu karıştırıp sandalyenin altına silenleri araştırıyorum.
Ç- Bunca şair arasında size de bir pay düştü mü?
U- Çok az bir 'kıl payı' düştü!
10 Ekim 2010 Pazar
11 Eylül 2010 Cumartesi
9 Eylül 2010 Perşembe
Bizim Hüseyin
Yıl 2002... PopStar yarışmaları elemelerinin bir ayağı da Samsun da yapılacaktır. Yer Gazi sosyal tesisleri... Malum pek çok gencin hayalidir; kısa yoldan şan şöhret olmak. Sesine ve fiziğine güvenen bizim Hüseyin de elemelere katılmaya karar verir.(Gerçi benim de Şifa hamamında sesim güzel çıkıyor ya neyse.)
Jüride kimler var bakalım; Osman Tan Erkır, Deniz Seki, Garo Mafyan, Huysuz Virjin. İbrahim Tatlıses ise son anda katılamıyor. Oysa Hüseyin İbo’nun bebeğim adlı şarkısını seslendirecektir.
Heyecanlı bekleyiş sonrası Hüseyin kendini jürinin karşısında bulur. Tam bebeğim der demez, gözü Deniz Seki’nin dekoltesine takılınca alfabenin iki harfini oracıkta yutuyor! O günden sonra r ve ş harflerini söylemekte zorlanan Hüseyin için PopStar macerası da sona erer.
Jürinin, "Sen bu sesle mi katıldın pop stara" demeleri de cabası. Pop star Hüseyin Etilerdeki barlarda şarkı söyleme şansını da kaybeder. Oysa biz onu Atakum Belediyesi'nin düzenlediği Ramazan etkinliklerinde bile görmeye razıydık.
Alfabenin yalnızca 27 harfini kullanabildiği için sakat maaşı alması gerekirken maalesef onu da alamıyor. Şayet yeni anayasada böyle bir düzenleme olursa bende Evet diyeceğim.
Hüseyin, hadi kirpi de bakim! Bir de şerefsiz de! Canımı ye. Bana demeyeceksin oğlum...
Peki PopStar Hüseyin şimdi ne mi yapıyor; en son elinde ütü masasıyla Atakum sahiline sörf yapmaya gidiyordu!
20 Ağustos 2010 Cuma
6 Ağustos 2010 Cuma
23 Temmuz 2010 Cuma
20 Temmuz 2010 Salı
12 Temmuz 2010 Pazartesi
14 Haziran 2010 Pazartesi
1 Haziran 2010 Salı
Van Minut- Bir Dakika!
Not: Bu yazı Başbakan Erdoğan'ın 'One Minute' çıkışı sonrasında yazılmıştı. Görünen o ki değişen birşe yok!
Geçenlerde Samsun Site Camii altında 'Filistin'e Destek' kampanyası için düzenlenen kermes vardı. Hemen daldım içeri çok sevdiğim yiyeceklerden keşkek tabağı aldım. Kaşığı tam ağzıma götürüyordum ki; duvardaki fotoğraflarda, parçalanmış, cansız bedenleriyle yatan kara kara insanları gördüm, çocukları gördüm... Lokmalar boğazıma takıldı. Her insanın kalbini acıtacak görüntülerdi.
Filistin halkı ne kadar çaresizse yazık ki biz de o kadar çaresizdik bunu hissettim. Birşey daha hissettim. Filistinli bir çocuğun "küçük çocukları küçük mermilerle mi vuruyorlar anne" işte bu söz İsrail mermilerinden daha çok acıttı!
İslam ülkelerinin durumunu anlatmak için Fethullah Gülen Hocaefendi'nin şu sözünü hatırlatmak yerinde olacaktır: "İslam ülkeleri diye bir şey yoktur. Müslümanların yaşadığı topraklar vardır."
Ben bu Arap ülkelerinin suskunluğundan bir şey anladıysam "arap olayım", olayım da İsrail'e bir tepki vermeyeyim!
Onlar öyle de ya içimizdeki İsrai'i üzmeden Filistin yazısı yazan 'edebi anarşistler'den Oray Eğin ve Engin Ardıç'a ne demeli? Sırf anti-semitizm korkusundan zalime ve zulme kalemle de olsa karşı duramayacak mıyız? Ölen çocuklar aşkına… İnsanlık adına…
"Yahudilerin hepsini öldürmediğim için bir gün bana kızacaksınız" Adolf Hitler'in bu sözlerine katılmak mümkün değil elbette. Şayet intikam alacaklarsa bunu Alman Nazilerden almaları gerekmiyor mu?
Çin Lideri Mao yıllar önce "İsrail'in nüfusu ne kadar?" diye sormuş. 2,5 milyon cevabını alınca Mao "Hangi otelde kalıyorlar?" demiş . Şimdi nüfusları 7 milyon ama 7 milyarlık dünyaya meydan okuyorlar. Asıl sorulması gereken bu gücü nerden alıyor? Amerika'dan mı? Zannetmiyorum. Bizim güçsüzlüğümüzden, korkaklığımızdan olmasın sakın.
Ateş henüz sönmemiş
Uzağa gitmiş olamazlar
Haydutların izini süren şerif ve arkadaşlarının söylediği western filmlerinden bir replikdi bu. Evet ateş henüz sönmemiş, sönecek gibi de değil. Evet İsrail'in haydutları uzağa gitmiş olamazlar. Ama peşlerinden gidecek ne bir şerif var ne de kasaba halkı... Sanki üzerlerine ölü toprağı serpilmiş!
Bir Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez (ki İsrail Büyükelçisini ülkesinden kovmuştu). Bir Yıldız Tilbe; canlı yayında bir tepki gösterişi vardı, o cüsseyle bu ses ondan mı çıkıyor demekten kendimi alamadım. Ve bir de Başbakanımız Erdoğan. Tam sözün bittiği yerdeyken ne olduysa o siyaset literatürüne girecek sözü söylüyor: One minute (van minüt) işte o bir dakika uzun vadede Ortadoğu'da tüm dengeleri değiştirecek. O bir dakika hem BM Genel Sekreteri Moon'a, hem Arap Birliği Genel sekreteri Amr Musa'ya, hem İsrail Devlet Başkanı Peres'e, hem de bütün Dünyaya ders vermiştir.
Siyasi görüşü ne olursa olsun Başbakan Eroğan'ın bu haklı tavrını görmezden gelenlerin ben samimiyetinden şüphe ederim. Çarşaf kadar imparatorluktan, mendil kadar bir toprakta yaşamak zorunda bırakılan bir milletin kendine gelmesidir bu çıkış. İsrail'e secde eden tüm liderlere ve ülkelerine ithaf olunur.
"Bir çığlık bir çığ meydana getirir!" demişti Soljenitsin. O çığlık Davos'ta bir çığ meydana getirmiştir. Tüm zalimler üzerine düşecektir. Kısa vadede kazanıyor görünenler uzun vadede kaybedenler olacaktır. Herkesin bir hesabı varsa Allah(c.c)'ın da bir hesabı vardır.
Filistinli o çocuğun annesine sorduğu sorunun cevabını kim verecek; "Anne küçük çocukları küçük mermilerle mi öldürüyorlar?"
Geçenlerde Samsun Site Camii altında 'Filistin'e Destek' kampanyası için düzenlenen kermes vardı. Hemen daldım içeri çok sevdiğim yiyeceklerden keşkek tabağı aldım. Kaşığı tam ağzıma götürüyordum ki; duvardaki fotoğraflarda, parçalanmış, cansız bedenleriyle yatan kara kara insanları gördüm, çocukları gördüm... Lokmalar boğazıma takıldı. Her insanın kalbini acıtacak görüntülerdi.
Filistin halkı ne kadar çaresizse yazık ki biz de o kadar çaresizdik bunu hissettim. Birşey daha hissettim. Filistinli bir çocuğun "küçük çocukları küçük mermilerle mi vuruyorlar anne" işte bu söz İsrail mermilerinden daha çok acıttı!
İslam ülkelerinin durumunu anlatmak için Fethullah Gülen Hocaefendi'nin şu sözünü hatırlatmak yerinde olacaktır: "İslam ülkeleri diye bir şey yoktur. Müslümanların yaşadığı topraklar vardır."
Ben bu Arap ülkelerinin suskunluğundan bir şey anladıysam "arap olayım", olayım da İsrail'e bir tepki vermeyeyim!
Onlar öyle de ya içimizdeki İsrai'i üzmeden Filistin yazısı yazan 'edebi anarşistler'den Oray Eğin ve Engin Ardıç'a ne demeli? Sırf anti-semitizm korkusundan zalime ve zulme kalemle de olsa karşı duramayacak mıyız? Ölen çocuklar aşkına… İnsanlık adına…
"Yahudilerin hepsini öldürmediğim için bir gün bana kızacaksınız" Adolf Hitler'in bu sözlerine katılmak mümkün değil elbette. Şayet intikam alacaklarsa bunu Alman Nazilerden almaları gerekmiyor mu?
Çin Lideri Mao yıllar önce "İsrail'in nüfusu ne kadar?" diye sormuş. 2,5 milyon cevabını alınca Mao "Hangi otelde kalıyorlar?" demiş . Şimdi nüfusları 7 milyon ama 7 milyarlık dünyaya meydan okuyorlar. Asıl sorulması gereken bu gücü nerden alıyor? Amerika'dan mı? Zannetmiyorum. Bizim güçsüzlüğümüzden, korkaklığımızdan olmasın sakın.
Ateş henüz sönmemiş
Uzağa gitmiş olamazlar
Haydutların izini süren şerif ve arkadaşlarının söylediği western filmlerinden bir replikdi bu. Evet ateş henüz sönmemiş, sönecek gibi de değil. Evet İsrail'in haydutları uzağa gitmiş olamazlar. Ama peşlerinden gidecek ne bir şerif var ne de kasaba halkı... Sanki üzerlerine ölü toprağı serpilmiş!
Bir Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez (ki İsrail Büyükelçisini ülkesinden kovmuştu). Bir Yıldız Tilbe; canlı yayında bir tepki gösterişi vardı, o cüsseyle bu ses ondan mı çıkıyor demekten kendimi alamadım. Ve bir de Başbakanımız Erdoğan. Tam sözün bittiği yerdeyken ne olduysa o siyaset literatürüne girecek sözü söylüyor: One minute (van minüt) işte o bir dakika uzun vadede Ortadoğu'da tüm dengeleri değiştirecek. O bir dakika hem BM Genel Sekreteri Moon'a, hem Arap Birliği Genel sekreteri Amr Musa'ya, hem İsrail Devlet Başkanı Peres'e, hem de bütün Dünyaya ders vermiştir.
Siyasi görüşü ne olursa olsun Başbakan Eroğan'ın bu haklı tavrını görmezden gelenlerin ben samimiyetinden şüphe ederim. Çarşaf kadar imparatorluktan, mendil kadar bir toprakta yaşamak zorunda bırakılan bir milletin kendine gelmesidir bu çıkış. İsrail'e secde eden tüm liderlere ve ülkelerine ithaf olunur.
"Bir çığlık bir çığ meydana getirir!" demişti Soljenitsin. O çığlık Davos'ta bir çığ meydana getirmiştir. Tüm zalimler üzerine düşecektir. Kısa vadede kazanıyor görünenler uzun vadede kaybedenler olacaktır. Herkesin bir hesabı varsa Allah(c.c)'ın da bir hesabı vardır.
Filistinli o çocuğun annesine sorduğu sorunun cevabını kim verecek; "Anne küçük çocukları küçük mermilerle mi öldürüyorlar?"
30 Mayıs 2010 Pazar
25 Mayıs 2010 Salı
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Sondaj Çukuru Müfredatı!
İki akşam önce televizyon kanallarında dolaşırken, Samsun’ da yayın yapan yerel Klas TV’ de liseler yarışıyor programıyla karşılaştım. Adetim değildir ya bir bakayım dedim. Üç lise yarışıyor, ismi lazım değil.
Genel kültür sorusu coğrafya ile ilgili.
Soru geliyor;
Yeryüzünde (Okyanusta) ölçülebilmiş en çukur yerin adı nedir?
A Lisesi; Marinna Çukuru ki doğru cevap.
B Lisesi; Cevap yok!
C Lisesi; Sondaj çukuru!
Ben gülmekle ağlamak arasında bir yüz ifadesindeyken oğlum espriyi patlattı; öyle bakma baba, iyi ki ‘göbek çukuru’ demediler!’
Genel kültür sorusu coğrafya ile ilgili.
Soru geliyor;
Yeryüzünde (Okyanusta) ölçülebilmiş en çukur yerin adı nedir?
A Lisesi; Marinna Çukuru ki doğru cevap.
B Lisesi; Cevap yok!
C Lisesi; Sondaj çukuru!
Ben gülmekle ağlamak arasında bir yüz ifadesindeyken oğlum espriyi patlattı; öyle bakma baba, iyi ki ‘göbek çukuru’ demediler!’
21 Mayıs 2010 Cuma
18 Mayıs 2010 Salı
Boxer ımın Kenarı
Ya da mayıs sıkıntısı…
5n 1k.
Ne? Parti liderinin malum hanımla görüntüleri…
Ne zaman? 7 Mayıs 2010
Nerede? Belli değil (şimdilik)
Nasıl? Öyle!
Neden? Neden mi?
Kim/ler? Deniz Baykal ve Nesrin Baytok.
Sonuç? Baykal’ın genel başkanlıktan istifa ederek siyasi mevta haline gelmesi!
Koskoca Cumhuriyeti kuran parti, günümüzün ana muhalefet partisi…
Ana… Anam! Ok yaydan çıktı.
Ne oldu 6 ok bir yerine mi battı!
Evet, bak korkudan boxerim sırılsıklam oldu!
Bu durumda kim ne demiş;
Başbakan Erdoğan; Eşlerini aldatan mağdur olamaz!
Gürkan Hacır; Deniz bey’in hatası yasak ilişki değil, ‘Siyasal Ensest’ yapmasıdır!
Esra Elönü; Postanın gönderilmesi değil, pulun yapıştırılma biçimiydi bizi üzen.
Sevilay Yükselir; Çünkü eski kral artık çıplak yakalanmıştır! Yeniden giydirseniz bile, halk nezdinde o çıplak silueti asla ama asla unutulmayacaktır! Öyle tahmin ediyorum ki bu şarkı burada bitmez.
Baykal bunu hep yapıyor! Seçimleri kaybettiğinde de yaptı. Üç gün inzivaya çekilip aile meclisi ya da CHP ‘ihtiyar heyeti’ toplanıyor. Üç günlük kuluçka döneminden sonra açıklama geliyor: CHP Genel Başkanlığından istifa ediyorum!
Eksik olan şu ki; Baykal Türk milletinden, kendisine oy verenlerden, Eşi Olcay hanımdan ve İkinci kadın Nesrin hanımdan özür dilemeliydi. Bunu yapmadı.
‘Hepimiz Deniz Baykal’ız!’
Olur!
Ben görüntüleri seyretmedim. Ne yani 70 yaşını devirmiş bir adamın erotik görüntülerini mi seyredecektim. Mehmet Sevigen diyor ki; kendisini siyasete adadı ve ailesini ihmal etti. İhmal ettiği gayet açık seçik!
Henüz kutlu doğum haftası münasebetiyle yaptığı ve beğeni toplayan konuşma hafızalarda iken…
Aman büyük konuşmayayım! Ben bu günahı işlemem dersen, o günahı işleyene kadarda şeytan uğraşırmış. Allah kimsenin ayağını kaydırmasın. 7 yaşında kınadığın 70 yaşında başına gelirmiş. 70 yaşında da böyle bir şey yaşamak doğrusu istemem. Allah sadece düşmanımın başına versin!
Baykal şunu deseydi; bana ilk taşı hiç günah işlememiş olan atsın. Hımm. O taşı ben atabilir miyim diye düşünüyorum, Can Dündar’a atamadım, Ali Kırca’ya atamadım. Baykal’a mı atayım.
Kem küm! Mırın kırın! Neyse geçelim, geçelim de ‘Kendi günahımızı başkasının cehenneminde sınayalım.’
Orhan Duru, Yazı ve Sızı’sın da diyor ki;
Hallerini gördük insanın
Yunus örterdi usulca
Freud açar!
Basın da pek çok kalemin gerçekler henüz ortaya çıkmadan olayın üzerine toprak örtmelerini yadırgıyorum doğrusu. Ki Baykal bile savcılara yardımcı olmayı istemezken.
Sanki Baykal, Nesrin hanımdan su istemiş de su üzerine dökülmüş ve pantolonunu çıkarmak durumunda kalmış gibi davranıyorlar. Ben demiyorum ki Freud’culuk yapalım. Her şeyi iğdiş edelim! Yapılanlar doğru ise yanlış olan ne peki? Sevenleri açlık grevi yapıyordu ya evinin önünde. Şu halde dönerse bizzat ben kendim tokluk grevi yapacağım! Demedi deme!
Bu arada bir erkeğin en aciz olduğu an ise pantolonsuz halidir! Ayağında ki boxerle kimseye bir şey anlatamazsın.
Şeytan azapta gerek!
Denizden kaset çıksa yerim!
Tamam, Baykal Laiklikten ödün mü verdi. Cumhuriyet kazanımları, altı ok, temel değerler dimdik ayakta! Kim diyor iktidar olmak istemediğini. Gayet iktidara muktedir işte.
İyi de Baykal ne yapmış, ‘Devleti mi soymuş, milletimi? Birbirlerini soymuşlar.’ Tamam, gizli kamera görüntüleri, yayına verilmesi adice ama realite de çok da masum değil. Ya görüntüler internet ortamına verilmeseydi; ‘tatlı hayat’ devam mı edecekti? Efendim!
Oray Eğin, Öyle bir teflon ki ne yenilgiler ne inadın doğurduğu sonuçlar ona yapışmıyor, demişti.
Eski halk partili Ertuğrul Günay demiş ki; Cumhuriyet Halk Partisi kapatılsın. Cumhuriyet tarihini araştıran vakıf olsun. Böylece genel başkan aramaya gerek kalmaz.
-Baba, hadi gel televizyonda ‘Geniş Aile’ başladı.
Boxerinin altına slip don giyen Ulvi!
Yanardağının etekleri tutuşan Ulvi!
Çölde çıplak kalsan, bulduğun yaprağı önce arkana mı yoksa önüne mi koyarsın? Sence? Bence yüzümü kapatırdım.
Herkes komedyenlere gülümser
Bazısı kaderine…
Birinci Cumhuriyetin son kalesi de gitti, uğurlar olsun!
Hoş geldin Kılıçdaroğlu!
11 Mayıs 2010 Salı
8 Mayıs 2010 Cumartesi
7 Mayıs 2010 Cuma
Şehirlere İnanmıyorum
Her gün betondan evler dikilirde şehirlere
dolarda boşalır içleri.
Bir mahalle yaşarda
sefertası apartmanlarda
selamsız sabahsız,
asansörde karşılaşılır.
Kepenkler küçük surları olmuş
dükkanların.
Her sabah fethedip dururlar.
Şehirlere inanmıyorum ki!
Orada kediler tok, insanlar aç.
Bereketsiz toprakları mezarlık yapıp
mezar taşlarını süslediler.
Kendileri yetmiyormuş gibi
bir de,
Köpeklerini gezdirdiler
yamalı asfaltlarda.
İki köy uzaklığı nedir bilmez onlar.
İki yürek kaç dönüm eder
bilmedikleri gibi.
dolarda boşalır içleri.
Bir mahalle yaşarda
sefertası apartmanlarda
selamsız sabahsız,
asansörde karşılaşılır.
Kepenkler küçük surları olmuş
dükkanların.
Her sabah fethedip dururlar.
Şehirlere inanmıyorum ki!
Orada kediler tok, insanlar aç.
Bereketsiz toprakları mezarlık yapıp
mezar taşlarını süslediler.
Kendileri yetmiyormuş gibi
bir de,
Köpeklerini gezdirdiler
yamalı asfaltlarda.
İki köy uzaklığı nedir bilmez onlar.
İki yürek kaç dönüm eder
bilmedikleri gibi.
4 Mayıs 2010 Salı
30 Nisan 2010 Cuma
28 Nisan 2010 Çarşamba
27 Nisan 2010 Salı
26 Nisan 2010 Pazartesi
25 Nisan 2010 Pazar
23 Nisan 2010 Cuma
Çekirge- Usta Diyalogları 4
Çekirge- Öncelikle maddi durumunuzu öğrenebilir miyiz?
Usta- Çok vahim, yoksulluktan yağsız et yiyoruz!
Ç- ‘Halkların kardeşliği’ desem?
U- Siz kardeşsiniz evlenemezsiniz derim!
Ç- Şu anki psikolojinizi öğrenebilir miyiz?
U- Ara sıra insanlaşabiliyorum!
Ç- Neden böylesiniz?
U- Nasıl yani; fabrika ayarlarımla oynanmış gibi mi davranıyorum?
Ç- Biliyorsunuz, A.B.D. Başkanı Obama ya Nobel ödülü verildi. Yorumunuz?
U- Karaoğlan, biz Kızılderili katliamı yaptık, demiş miydi ki…
Ç- Siz de ne Şeriat ne darbe mi diyorsunuz?
U- Şeriat diyorum! En azından kestiği parmak acımaz!
Ç- Gericisiniz yani?!
U- Gerici değil vericiyim. Uzat antenlerini!
Ç- Hayatta hiç kendi başınıza iş yaptınız mı?
U- Yok, biz emir kuluyuz. Kuveyt Emiri nin!
Ç- Cinayet saati neredeydiniz?
U- Cinayeti işliyordum!
Ç- Akıllı olduğunuza inanıyor musunuz?
U- Akıllıyım ama tayyare başımın üzerinden geçiyor!
Ç- Genelde hüzünlümü sünüz?
U- Hem de nasıl, seneye kalmaz ağlarım!
Usta- Çok vahim, yoksulluktan yağsız et yiyoruz!
Ç- ‘Halkların kardeşliği’ desem?
U- Siz kardeşsiniz evlenemezsiniz derim!
Ç- Şu anki psikolojinizi öğrenebilir miyiz?
U- Ara sıra insanlaşabiliyorum!
Ç- Neden böylesiniz?
U- Nasıl yani; fabrika ayarlarımla oynanmış gibi mi davranıyorum?
Ç- Biliyorsunuz, A.B.D. Başkanı Obama ya Nobel ödülü verildi. Yorumunuz?
U- Karaoğlan, biz Kızılderili katliamı yaptık, demiş miydi ki…
Ç- Siz de ne Şeriat ne darbe mi diyorsunuz?
U- Şeriat diyorum! En azından kestiği parmak acımaz!
Ç- Gericisiniz yani?!
U- Gerici değil vericiyim. Uzat antenlerini!
Ç- Hayatta hiç kendi başınıza iş yaptınız mı?
U- Yok, biz emir kuluyuz. Kuveyt Emiri nin!
Ç- Cinayet saati neredeydiniz?
U- Cinayeti işliyordum!
Ç- Akıllı olduğunuza inanıyor musunuz?
U- Akıllıyım ama tayyare başımın üzerinden geçiyor!
Ç- Genelde hüzünlümü sünüz?
U- Hem de nasıl, seneye kalmaz ağlarım!
20 Nisan 2010 Salı
18 Nisan 2010 Pazar
13 Nisan 2010 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























