17 Aralık 2010 Cuma


Hayatımın her yanı dolu. Yalnız kalbimdeki SEN'lik boş!

16 Aralık 2010 Perşembe

Günün Sözü


Şiir taşıdığım için silah taşımıyorum!

15 Aralık 2010 Çarşamba

Günün Sözü


Benim dünyam farklı, bende "yar çekimi" var!

13 Aralık 2010 Pazartesi

Çekirge- Usta Diyalogları - 8

Çekirge- Usta öncelikle memleketinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Ölü öküz kasabasından!

Ç- Peki nerede yaşıyorsunuz?
U- Aşk/entte yaşıyorum!

Ç- Mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
U- Can pazarında seyyarım!

Ç- Keyif?
U- Uzun zamandır uğramıyor!

Ç- Günleriniz nasıl geçiyor?
U- Hiç ölmeyecek gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi yine dünyaya çalışıyorum!

Ç- Yurtdışında kaldınız mı hiç?
U- Kalmadım gülüp geçtim sadece.

Ç- Size Sadem diyebilir miyim?
U- Adem’i tercih ederim.

Ç- En sevdiğiniz sebze?
U- Omurilik soğanı!

Ç- Beslediğiniz bir hayvan var mı?
U- Talih kuşu besliyorum!

Ç- Birine kızdığınızda nasıl tepki verirsiniz?
U- “Behni kafa” derim!

Ç- En son okuduğunuz kitap?
U- Haliçten Gazel Okuyan Simonlar!

Ç- Camilere yardımda size hangi sözler etkili oluyor?
U- Yaşlı bir amcanın: “Ne verirsen elinle o gelir seninle” veciz sözü.

Ç- Hobileriniz nelerdir?
U- Malazlar kibritini elimle çevirmek!

Ç- “Bırakın hayatınız altüst olsun. Altının üstünden daha iyi olmadığı ne malum” sözü hakkında ne diyeceksiniz?
U- Bu kişisel gelişim şeysini ben bir kez denedim. Altının daha iyi olmadığını gördüm.

Ç- Şu yaşadığımız çağa hangi adı verebiliriz?
U- Kendine yontma taş devrinden, otoriteyi cilalama taş devrine geçtik!

Ç- Ölünce hangi mezarlıkta yatacaksın?
U- Kırık kalpler mezarlığında!

3 Aralık 2010 Cuma

Günün Sözü


Siyahın üzerine düşen beyaz ancak 'leke' olur!

2 Aralık 2010 Perşembe

Günün Sözü


Wikileaks, kral çıplak dedi. Muhatapları giydirmeye çalışıyor!

1 Aralık 2010 Çarşamba

Günün Sözü



Bir şans daha yok mu bardağı taşıran son damlaya?

30 Kasım 2010 Salı

Çekirge – Usta Diyalogları-7

Çekirge- Usta öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Kaptanlık yapıyorum. Lafla peynir gemisini yüzdürüyorum!

Ç- Peki bu sene kurbanınızı nereden aldınız?
U- Dingo’nun ahırından!

Ç- Hangi sosyal sorumluluk projesinde yer aldınız?
U- “Anne beni lokuma gönder” projesinde!

Ç- Müzikle aranız nasıl?
U- 20’lik dişim çıkalı epey oldu ama henüz bir ‘müzik kulağım’ yok!

Ç- 10 Kasımda ne yaptınız?
U- O mahur beste çalarken, Müjgan’la biz ağlaşırdık!

Ç- Farz edin ki ıssız bir adadasınız. Yanınıza üç şey alsaydınız bu ne olurdu?
U- Üç tas hoş has kayısı hoşafı!

Ç- Çaresiz kaldığınızda ne yaparsınız?
U- Mayıl mayıl bakarım!

Ç- Ayda kaç lira kazanıyorsunuz?
U- Ay’ da yerçekimi olmadığı için biraz düşük tabiî ki!

Ç- Boş zamanlarınızda kitap okuyorsunuz dur herhalde?
U- Hayır tabi ki, doğmamış çocuğa don biçiyorum!

Ç- Devletten bir isteğiniz var mı?
U- Gölge etmesin başka bir şey istemem!

Ç- Hoşlanmadığınız renk var mı?
U- Ecevit mavisi!

Ç- Kızdığınızda ne dersiniz?
U- ‘Kemsük ağızlı’ derim!

Ç- Peki cesaretiniz var mı, cesur musunuz?
U- Cahiller cesur olurmuş. Ben genelde tırsağımdır!

Ç- İçinde bulunduğumuz durum size acı veriyor mu?
U- Vermez mi ‘acı’ çok cömerttir, elinde olduğunda esirgemiyor!

Ç- Okula gittiniz mi, tahsiliniz?
U- Ben okula bütün organlarımı götürmüyordum.‘Ayaklarımı götürüyordum kafamı değil’

Ç- Dostunuz sizin kalbinizi kıracak laf ederse?
U- Onun lafını kaldırabilirim. Çünkü vitamin kullanıyorum!

29 Kasım 2010 Pazartesi

Günün Sözü


Mahkemenin kelepçeli kararını açıklıyorum; Kalbim gerekçesiz olarak O'na kelepçelenmiş!

28 Kasım 2010 Pazar

Günün Sözü



Hiçbir çaba, bizi başkasının hayallerine ulaştırmaz.

27 Kasım 2010 Cumartesi

Günün Sözü



Kendini ip gibi doğru görürsen,
düğüm atmaya hazır birilerinin de olduğunu unutma!

26 Kasım 2010 Cuma

Günün Sözü

Aldatmanın dayanılmaz hafifliğine Acun Ilıcalı da kapıldı...
Evlilik konusunda "yeteneksizsin" Acun!

25 Kasım 2010 Perşembe

Günün Sözü



Bakmayın siz denizlerin doldurulduğuna,
Dünya her geçen gün biraz daha küçülüyor!

18 Kasım 2010 Perşembe

Çekirge-Usta Diyalogları - 6

Çekirge- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Araştırıcı ve karıştırıcı yazar!

Ç- Nerde yaşamak isterdiniz?
U- Çok demokrat(!) olduğu için, Demokratik Kongo Cumhuriyetinde!

Ç- Issız bir adaya düşseniz yanınızda olmasını istediğiniz 3 şey ne olabilir?
U- Failün, failatün ve mefailün!

Ç- Nereyi bitirdiniz, tahsiliniz?
U- Mahalle Mektebini!

Ç- O köprüde ki Ayı akrabanız mı?
U- Yok, sadece köprüden geçene kadar “dayı” diyorum!

Ç- Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
U- Fakiriz biz, fakirlik yapıyoruz!

Ç- En son seyrettiğiniz dizi?
U- Kuşlar vadisi- Kışı!

Ç- Beğendiğiniz meyveler var mı?
U- Kara üzümün özellikle habbesini çok severim!

Ç- Soda?
U- Soda mı, biz yemek mi yiyoruz ki üzerine soda içelim!

Ç- Cem Yılmaz filmlerine gülmediğinizi biliyoruz?
U- Gülmez miyim hem de “Oturma grubumla” gülüyorum!

Ç- En sevdiğiniz “Atasözü” hangisi?
U- “Cem Uzan üstünü örteceğim!”

Ç- Avrupa Birliğini en çok neden istiyorsunuz?
U- Brüksel Lahanası için!

Ç- Düşmanınız var mı?
U- Yok. Sadece kendimle küsüm!

Ç- Sizin dolmuş hattı hangi hatta çalışıyor?
U- Fay hattında!

Ç- Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldınız mı?
U- Yarasaların gözlerini tedavi ettirme merkezinde çalıştım!

Ç- Hiç hasta oldunuz mu?
U- Bir ara amudi fikaranın bariz inhina ile mütefarik hareketsizliğini yaşadım.

Ç- Hangi tür işte uzmanlığınız var?
U- Genelde estek köstek işlerinde!

Ç- Bu sözleri yazarak akıllı mı olduğunuzu iddia ediyorsunuz?
U- Yok öyle bir şey ben en son aklımı peynir ekmekle yedim.

Ç- Soğukla aranız nasıl?
U- Hiç iyi değil, dikenlerimi tüy tüy yapıyor!

Ç- Öfkelendiğinizde nasıl küfür edersiniz?
U- “Avu ye” derim!

Ç- Kitap okur musunuz?
U- Ben genelde “maval”okurum!

10 Kasım 2010 Çarşamba

Günün Sözü


En çok istismar edilen bir lidere mezarlık ziyaretinde bulunurlar
"en az" istismar edenler!

Günün Sözü

"Put olduğumda kır beni" her 10 Kasım'larda!

2 Kasım 2010 Salı

Günün Sözü

Foto: Ayhan Demircioğlu

Dik başıyla dağlar yerlerde sürünürken,
bütün yumuşaklığıyla bulutlar
gökyüzünde dolaşır...


Günün Sözü

Cumhuriyet resepsiyonlarına, üniversiteye ve kamuya giremeyen başörtülüler, bundan böyle Kemalettin Kamu'ya gidecekler !

Günün Sözü





Sahip olduğun tek çekiç,
laiklik ise
herkesi başörtülü görürsün!

Geniş Aile

Aydın Çölaşan
Emin Özkök
Ertuğrul Doğan
Bekir Ekşi
Oktay Coşkun

Sana Mutlu aile....

26 Ekim 2010 Salı

Derin Devlet Tatlısı

İlk önce
Bir miktar kutsalından
Vergilendirilmiş kazanç alınır.
On adet ahiret sorusu…
İki adet başörtülü üniversiteli alınıp
İkna odalarında bir müddet bekletilir.
İki adet soyulmamış banka alınır,
İçi bir güzel boşaltılır.
İçine katsayı mağdurları ve yaşzedeleri
Doldurulur.
Hepsi bir tencerede
Kısık ateşte bir müddet bekletilir.
Pişman olanlar soğumaya bırakılır.
Sonra
Gizli servis eşliğinde servis edilir.

Afiyet olsun.


19 Ekim 2010 Salı

GİT- ME!


Git hadi
İstediğin zaman git.
Git tabi

Dur!
Gitme!
Git ama…
Şimdi gitme!
Biraz daha kal.
Hatta,
Gitmesen
Git ama…
E git bari.
Baksana
Yağmurda nasıl yağıyor sessiz
Nasılda yağıyor sensiz
Önceden böyle mi yağardı?
Hiç dikkat etmemişim.
Tamam git
Git ama…
Şimdi gitme!
Bir nefeslik kal!
Yok yok bin nefeslik olsun
Bin nefes kaç gün eder?
Yetmez ki!
Bin bir olsun
Git ama…

17 Ekim 2010 Pazar

ÇEKİRGE-USTA DİYALOGLARI 5

Çekirge- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Kürek operatörüyüm!(Amele)

Ç- Son günlerde ki ruh halinizi öğrenebilir miyiz usta?
U- Mısır ununa bulanmış balık gibiyim, kızartılmayı bekleyen!

Ç- Hayatta hiç başarılı bir iş yaptınız mı?
U- Hayır tabi ki. Ben ‘Erken Kaybedenler’ denim.

Ç- Sizce başörtüsü sorunu çözülür mü?

U- Çözünür!

Ç- Yerin 700m altına inseydiniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?

U- Yanıma değil ama geride beni yerin dibinde de olsa bulacak dostlarımın olmasını isterdim.

Ç- Taşrada yaşamak nasıl bir duygu sizce?
U- En kötü yanı gazetelerin taşra baskılarını okumak durumunda olmam.

Ç- Gaziantep’te ne işiniz vardı?
U- Fıstıkların peşine gitmiştim. Antep fıstıklarının!

Ç- T-short giymeyi seviyor musunuz?
U- Ben değil, Seven Hill.

Ç- Memedalibey’in ‘mum söndü’ gafını izleyebildin mi?
U- Yok. Tam o sırada elektrikler söndü.

Ç- İtle mi dalaşırdınız yoksa çalıyı mı dolaşırdınız?

U- Çalıyı dolaşmayı tercih ederdim.

Ç- Sizce mahalle baskısı var mı?

U- Şimdi yaşadığım muhit kalburüstü zenginlerin olduğu bir yer, hele yazın kaldırıma park etmiş Bemeve’lerin, Mercedes’lerin lastiklerine sürtünerek eve geçmek zorunda kalıyoruz. Üzerimde büyük bir baskı var anlayacağınız.

Ç- En çok sevdiğiniz bitki türü?

U- Kökünü severim, özellikle zıkkımın!

Ç- Üzerinde çalıştığınız bir konu var mı?

U- Burnunu karıştırıp sandalyenin altına silenleri araştırıyorum.

Ç- Bunca şair arasında size de bir pay düştü mü?

U- Çok az bir 'kıl payı' düştü!

Günün Sözü


Çölde kimse yok dersin, dersin de serapı görmezsin

10 Ekim 2010 Pazar

Hafif Raylı Sistem



10-10- 2010 Hafif Raylı Sistem Samsun'da

11 Eylül 2010 Cumartesi

Günün Sözü

Bu Anayasa referandumuna benden
"hayır"
gelmez!

9 Eylül 2010 Perşembe

Hüseyin

Yıl 2002... Pop star yarışmaları elemelerinin bir ayağı da Samsun da yapılacaktır. Yer Gazi sosyal tesisleri... Malum pek çok gencin hayalidir; kısa yoldan şan şöhret olmak. Sesine ve fiziğine güvenen bizim Hüseyin de elemelere katılmaya karar verir.(Gerçi benim de Şifa hamamında sesim güzel çıkıyor ya neyse.)

Jüride kimler var bakalım; Osman Tan Erkır, Deniz Seki, Garo Mafyan, Huysuz Virjin. İbrahim Tatlıses ise son anda katılamıyor. Oysa Hüseyin İbo’nun bebeğim adlı şarkısını seslendirecektir.

Heyecanlı bekleyiş sonrası Hüseyin kendini jürinin karşısında bulur. Tam bebeğim der demez, gözü Deniz Seki’nin dekoltesine takılınca alfabenin iki harfini oracıkta yutuyor! O günden sonra r ve ş harflerini söylemekte zorlanan Hüseyin için pop star macerası da sona erer.

Jürinin, "Sen bu sesle mi katıldın pop stara" demeleri de cabası. Pop star Hüseyin Etilerdeki barlarda şarkı söyleme şansını da kaybeder. Oysa biz onu Atakum Belediyesinin düzenlediği Ramazan etkinliklerinde bile görmeye razıydık.

Alfabenin yalnızca 27 harfini kullandığı için sakat maaşı alması gerekirken maalesef onu da alamıyor. Şayet yeni anayasada böyle bir düzenleme olursa bende Evet diyeceğim.

Hüseyin, hadi kirpi de bakim! Birde şerefsiz de! Canımı ye. Bana değil oğlum.

Peki Pop star Hüseyin şimdi ne mi yapıyor; en son elinde ütü masası Atakum sahiline sörf yapmaya gidiyordu!

20 Ağustos 2010 Cuma

6 Ağustos 2010 Cuma

Sebzeli tavuk


Foto: A. Ertürk

23 Temmuz 2010 Cuma

Günün Sözü

Benden mezarcı falan olmaz
gömme özürlüyüm
!

20 Temmuz 2010 Salı

Trambolin

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Günün Sözü

Ne kadar sularsan sula
Keser sapından fidan olmaz!

14 Haziran 2010 Pazartesi

1 Haziran 2010 Salı

Van Minut- Bir Dakika!

Not: Bu yazı Başbakan Erdoğan'ın 'One Minute' çıkışı sonrasında yazılmıştı. Görünen o ki değişen birşe yok!

Geçenlerde Samsun Site Camii altında 'Filistin'e Destek' kampanyası için düzenlenen kermes vardı. Hemen daldım içeri çok sevdiğim yiyeceklerden keşkek tabağı aldım. Kaşığı tam ağzıma götürüyordum ki; duvardaki fotoğraflarda, parçalanmış, cansız bedenleriyle yatan kara kara insanları gördüm, çocukları gördüm... Lokmalar boğazıma takıldı. Her insanın kalbini acıtacak görüntülerdi.

Filistin halkı ne kadar çaresizse yazık ki biz de o kadar çaresizdik bunu hissettim. Birşey daha hissettim. Filistinli bir çocuğun "küçük çocukları küçük mermilerle mi vuruyorlar anne" işte bu söz İsrail mermilerinden daha çok acıttı!

İslam ülkelerinin durumunu anlatmak için Fethullah Gülen Hocaefendi'nin şu sözünü hatırlatmak yerinde olacaktır: "İslam ülkeleri diye bir şey yoktur. Müslümanların yaşadığı topraklar vardır."

Ben bu Arap ülkelerinin suskunluğundan bir şey anladıysam "arap olayım", olayım da İsrail'e bir tepki vermeyeyim!

Onlar öyle de ya içimizdeki İsrai'i üzmeden Filistin yazısı yazan 'edebi anarşistler'den Oray Eğin ve Engin Ardıç'a ne demeli? Sırf anti-semitizm korkusundan zalime ve zulme kalemle de olsa karşı duramayacak mıyız? Ölen çocuklar aşkına… İnsanlık adına…

"Yahudilerin hepsini öldürmediğim için bir gün bana kızacaksınız" Adolf Hitler'in bu sözlerine katılmak mümkün değil elbette. Şayet intikam alacaklarsa bunu Alman Nazilerden almaları gerekmiyor mu?

Çin Lideri Mao yıllar önce "İsrail'in nüfusu ne kadar?" diye sormuş. 2,5 milyon cevabını alınca Mao "Hangi otelde kalıyorlar?" demiş . Şimdi nüfusları 7 milyon ama 7 milyarlık dünyaya meydan okuyorlar. Asıl sorulması gereken bu gücü nerden alıyor? Amerika'dan mı? Zannetmiyorum. Bizim güçsüzlüğümüzden, korkaklığımızdan olmasın sakın.

Ateş henüz sönmemiş

Uzağa gitmiş olamazlar

Haydutların izini süren şerif ve arkadaşlarının söylediği western filmlerinden bir replikdi bu. Evet ateş henüz sönmemiş, sönecek gibi de değil. Evet İsrail'in haydutları uzağa gitmiş olamazlar. Ama peşlerinden gidecek ne bir şerif var ne de kasaba halkı... Sanki üzerlerine ölü toprağı serpilmiş!

Bir Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez (ki İsrail Büyükelçisini ülkesinden kovmuştu). Bir Yıldız Tilbe; canlı yayında bir tepki gösterişi vardı, o cüsseyle bu ses ondan mı çıkıyor demekten kendimi alamadım. Ve bir de Başbakanımız Erdoğan. Tam sözün bittiği yerdeyken ne olduysa o siyaset literatürüne girecek sözü söylüyor: One minute (van minüt) işte o bir dakika uzun vadede Ortadoğu'da tüm dengeleri değiştirecek. O bir dakika hem BM Genel Sekreteri Moon'a, hem Arap Birliği Genel sekreteri Amr Musa'ya, hem İsrail Devlet Başkanı Peres'e, hem de bütün Dünyaya ders vermiştir.

Siyasi görüşü ne olursa olsun Başbakan Eroğan'ın bu haklı tavrını görmezden gelenlerin ben samimiyetinden şüphe ederim. Çarşaf kadar imparatorluktan, mendil kadar bir toprakta yaşamak zorunda bırakılan bir milletin kendine gelmesidir bu çıkış. İsrail'e secde eden tüm liderlere ve ülkelerine ithaf olunur.

"Bir çığlık bir çığ meydana getirir!" demişti Soljenitsin. O çığlık Davos'ta bir çığ meydana getirmiştir. Tüm zalimler üzerine düşecektir. Kısa vadede kazanıyor görünenler uzun vadede kaybedenler olacaktır. Herkesin bir hesabı varsa Allah(c.c)'ın da bir hesabı vardır.

Filistinli o çocuğun annesine sorduğu sorunun cevabını kim verecek; "Anne küçük çocukları küçük mermilerle mi öldürüyorlar?"

30 Mayıs 2010 Pazar

Günün sözü

Yeni bir nakliye şirketi kurdum,
Kova burcumun
tüm özelliklerini taşıyacak!

25 Mayıs 2010 Salı

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Sondaj Çukuru Müfredatı!

İki akşam önce televizyon kanallarında dolaşırken, Samsun’ da yayın yapan yerel Klas TV’ de liseler yarışıyor programıyla karşılaştım. Adetim değildir ya bir bakayım dedim. Üç lise yarışıyor, ismi lazım değil.

Genel kültür sorusu coğrafya ile ilgili.
Soru geliyor;
Yeryüzünde (Okyanusta) ölçülebilmiş en çukur yerin adı nedir?
A Lisesi; Marinna Çukuru ki doğru cevap.
B Lisesi; Cevap yok!
C Lisesi; Sondaj çukuru!

Ben gülmekle ağlamak arasında bir yüz ifadesindeyken oğlum espriyi patlattı; öyle bakma baba, iyi ki ‘göbek çukuru’ demediler!’

21 Mayıs 2010 Cuma

Günün Sözü

Hangi akıllı insan
bir köpekle
saldırmazlık antlaşması
imzalayabilir?

18 Mayıs 2010 Salı

Boxer ımın Kenarı

Ya da mayıs sıkıntısı…
5n 1k.
Ne? Parti liderinin malum hanımla görüntüleri…
Ne zaman? 7 Mayıs 2010
Nerede? Belli değil (şimdilik)
Nasıl? Öyle!
Neden? Neden mi?
Kim/ler? Deniz Baykal ve Nesrin Baytok.
Sonuç? Baykal’ın genel başkanlıktan istifa ederek siyasi mevta haline gelmesi!
Koskoca Cumhuriyeti kuran parti, günümüzün ana muhalefet partisi…
Ana… Anam! Ok yaydan çıktı.
Ne oldu 6 ok bir yerine mi battı!
Evet, bak korkudan boxerim sırılsıklam oldu!
Bu durumda kim ne demiş;
Başbakan Erdoğan; Eşlerini aldatan mağdur olamaz!
Gürkan Hacır; Deniz bey’in hatası yasak ilişki değil, ‘Siyasal Ensest’ yapmasıdır!
Esra Elönü; Postanın gönderilmesi değil, pulun yapıştırılma biçimiydi bizi üzen.
Sevilay Yükselir; Çünkü eski kral artık çıplak yakalanmıştır! Yeniden giydirseniz bile, halk nezdinde o çıplak silueti asla ama asla unutulmayacaktır!
Bazı muhafazakar arkadaşlar kızsa da, ben Pensilvanya’dan gelen telefonu önemsiyorum.
Önemsiyorum, belki 6 ok daha az acıtır yüreğimizi.

Her olayın arkasında çirkince bir ifadeyle ’F Tipi’ yapılanma diye Cemaati eleştirenler, bugün cemaate borçlu kalmıştır. Dün DSP’li Ecevit’e destek veren Cemaat, bugün CHP’ye ve Baykal’a göz kırpmaktadır.
Ben Hoca Efendinin önünde bir kez daha düğmelerimi ilikliyorum.
Öyle tahmin ediyorum ki bu şarkı burada bitmez.

Baykal bunu hep yapıyor! Seçimleri kaybettiğinde de yaptı. Üç gün inzivaya çekilip aile meclisi ya da CHP ‘ihtiyar heyeti’ toplanıyor. Üç günlük kuluçka döneminden sonra açıklama geliyor: CHP Genel Başkanlığından istifa ediyorum!
Eksik olan şu ki; Baykal Türk milletinden, kendisine oy verenlerden, Eşi Olcay hanımdan ve İkinci kadın Nesrin hanımdan özür dilemeliydi. Bunu yapmadı.
‘Hepimiz Deniz Baykal’ız!’
Olur!

Ben görüntüleri seyretmedim. Ne yani 70 yaşını devirmiş bir adamın erotik görüntülerini mi seyredecektim. Mehmet Sevigen diyor ki; kendisini siyasete adadı ve ailesini ihmal etti. İhmal ettiği gayet açık seçik!

Henüz kutlu doğum haftası münasebetiyle yaptığı ve beğeni toplayan konuşma hafızalarda iken…
Aman büyük konuşmayayım! Ben bu günahı işlemem dersen, o günahı işleyene kadarda şeytan uğraşırmış. Allah kimsenin ayağını kaydırmasın. 7 yaşında kınadığın 70 yaşında başına gelirmiş. 70 yaşında da böyle bir şey yaşamak doğrusu istemem. Allah sadece düşmanımın başına versin!
Baykal şunu deseydi; bana ilk taşı hiç günah işlememiş olan atsın. Hımm. O taşı ben atabilir miyim diye düşünüyorum, Can Dündar’a atamadım, Ali Kırca’ya atamadım. Baykal’a mı atayım.
Kem küm! Mırın kırın! Neyse geçelim, geçelim de ‘Kendi günahımızı başkasının cehenneminde sınayalım.’
Orhan Duru, Yazı ve Sızı’sın da diyor ki;
Hallerini gördük insanın
Yunus örterdi usulca
Freud açar!
Basın da pek çok kalemin gerçekler henüz ortaya çıkmadan olayın üzerine toprak örtmelerini yadırgıyorum doğrusu. Ki Baykal bile savcılara yardımcı olmayı istemezken.
Sanki Baykal, Nesrin hanımdan su istemiş de su üzerine dökülmüş ve pantolonunu çıkarmak durumunda kalmış gibi davranıyorlar. Ben demiyorum ki Freud’culuk yapalım. Her şeyi iğdiş edelim! Yapılanlar doğru ise yanlış olan ne peki? Sevenleri açlık grevi yapıyordu ya evinin önünde. Şu halde dönerse bizzat ben kendim tokluk grevi yapacağım! Demedi deme!
Bu arada bir erkeğin en aciz olduğu an ise pantolonsuz halidir! Ayağında ki boxerle kimseye bir şey anlatamazsın.
Şeytan azapta gerek!
Denizden kaset çıksa yerim!

Tamam, Baykal Laiklikten ödün mü verdi. Cumhuriyet kazanımları, altı ok, temel değerler dimdik ayakta! Kim diyor iktidar olmak istemediğini. Gayet iktidara muktedir işte.
İyi de Baykal ne yapmış, ‘Devleti mi soymuş, milletimi? Birbirlerini soymuşlar.’ Tamam, gizli kamera görüntüleri, yayına verilmesi adice ama realite de çok da masum değil. Ya görüntüler internet ortamına verilmeseydi; ‘tatlı hayat’ devam mı edecekti? Efendim!
Oray Eğin, Öyle bir teflon ki ne yenilgiler ne inadın doğurduğu sonuçlar ona yapışmıyor, demişti.
Eski halk partili Ertuğrul Günay demiş ki; Cumhuriyet Halk Partisi kapatılsın. Cumhuriyet tarihini araştıran vakıf olsun. Böylece genel başkan aramaya gerek kalmaz.
-Baba, hadi gel televizyonda ‘Geniş Aile’ başladı.
Boxerinin altına slip don giyen Ulvi!
Yanardağının etekleri tutuşan Ulvi!

Çölde çıplak kalsan, bulduğun yaprağı önce arkana mı yoksa önüne mi koyarsın? Sence? Bence yüzümü kapatırdım.
Herkes komedyenlere gülümser
Bazısı kaderine…
Birinci Cumhuriyetin son kalesi de gitti, uğurlar olsun!
Hoş geldin Kılıçdaroğlu!

Biz Bıyıksızlar

11 Mayıs 2010 Salı

Emirhanname

8 Mayıs 2010 Cumartesi

7 Mayıs 2010 Cuma

Şehirlere İnanmıyorum

Her gün betondan evler dikilirde şehirlere
dolarda boşalır içleri.
Bir mahalle yaşarda
sefertası apartmanlarda
selamsız sabahsız,
asansörde karşılaşılır.
Kepenkler küçük surları olmuş
dükkanların.
Her sabah fethedip dururlar.
Şehirlere inanmıyorum ki!
Orada kediler tok, insanlar aç.
Bereketsiz toprakları mezarlık yapıp
mezar taşlarını süslediler.
Kendileri yetmiyormuş gibi
bir de,
Köpeklerini gezdirdiler
yamalı asfaltlarda.
İki köy uzaklığı nedir bilmez onlar.
İki yürek kaç dönüm eder
bilmedikleri gibi.

4 Mayıs 2010 Salı

Biz Bıyıksızlar

Günün sözü





Aynadaki
bensem
bunalımda
olan
kim
?

30 Nisan 2010 Cuma

Günün Sözü

Sana karşı kötü niyet besliyorum.
Büyüyünce üzerine salacağım!

28 Nisan 2010 Çarşamba

Emirhanname

27 Nisan 2010 Salı

26 Nisan 2010 Pazartesi

25 Nisan 2010 Pazar

23 Nisan 2010 Cuma

Çekirge- Usta Diyalogları 4

Çekirge- Öncelikle maddi durumunuzu öğrenebilir miyiz?
Usta- Çok vahim, yoksulluktan yağsız et yiyoruz!

Ç- ‘Halkların kardeşliği’ desem?
U- Siz kardeşsiniz evlenemezsiniz derim!

Ç- Şu anki psikolojinizi öğrenebilir miyiz?
U- Ara sıra insanlaşabiliyorum!

Ç- Neden böylesiniz?
U- Nasıl yani; fabrika ayarlarımla oynanmış gibi mi davranıyorum?

Ç- Biliyorsunuz, A.B.D. Başkanı Obama ya Nobel ödülü verildi. Yorumunuz?
U- Karaoğlan, biz Kızılderili katliamı yaptık, demiş miydi ki…

Ç- Siz de ne Şeriat ne darbe mi diyorsunuz?

U- Şeriat diyorum! En azından kestiği parmak acımaz!

Ç- Gericisiniz yani?!
U- Gerici değil vericiyim. Uzat antenlerini!

Ç- Hayatta hiç kendi başınıza iş yaptınız mı?

U- Yok, biz emir kuluyuz. Kuveyt Emiri nin!

Ç- Cinayet saati neredeydiniz?
U- Cinayeti işliyordum!

Ç- Akıllı olduğunuza inanıyor musunuz?
U- Akıllıyım ama tayyare başımın üzerinden geçiyor!

Ç- Genelde hüzünlümü sünüz?
U- Hem de nasıl, seneye kalmaz ağlarım!

20 Nisan 2010 Salı

Biz Bıyıksızlar

Hey!


Hey sen dünyalık
Hey sen dünyalı
Hey sen dünya
Hey sen dün
Hey sen
Heyy!

18 Nisan 2010 Pazar

Hüzün




13 Nisan 2010 Salı

Günün Sözü


Irmaklar denizle birleşince yok olmak istemez. Bu yüzden ortalığı bulandırırlar! >




10 Nisan 2010 Cumartesi

Emirhanname

HATA SÖZLERİ

Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.
- Olur! Önce küfredeyim, sonra mumda yakarım meşalede!

Ne ekersen onu biçersin.

- Ne ekersem, ‘ne’ biçmem gerekmiyor mu?
Ya da onu biçersem, sonra on biri mi biçerim?

Sakla samanı gelir zamanı
.
- Niye ahırda ki inek teşekkür mü edecek?

Gülme komşuna gelir başına
.
- Bakıyorum komşumun durumu gayet güzel. Gülüyorum ama başıma gelmiyor.
Bir yerde hata yapıyorum ama ne?

Acele işe şeytan karışır.
- Peki, şeytanla yapılan işe?

Mum dibine ışık vermez.

- Bu sözü söyleyen Ata biraz bekleseymiş, mumun yandıkça eğildiğini görecekti dibine ışık vermek için. Aceleyle söylenmiş bir laf.

Kedi uzanamadığı ete mundar der.
- Mundar kelimesini ben bile bilmezken kediler nerden bilsin!

İstikbal göklerdedir.
-İstikbal göklerde ise karıncaların yerde işi ne?

Düşenin dostu olmaz.
- Olmaz olur mu, düşenin dostu karıncalar olur!

Sabreden derviş muradına ermiş.
- Biz ne dervişiz nede sabrımız var. Nasıl olacak!

Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu diyeyim.
- Facebook’a bakmak yok ama!

İnsanoğlu çiğ süt emmiştir.
- Ne yani annelerimizi kaynar kazana mı atsaydık!

Armudun iyisini ayılar yer.
- Ne diyeyim şimdi...Ne desem boş!

Ayağını yorganına göre uzat.
- Bu gelişmeyi engeller, doğrusu şöyle olmalı.
Yorganını ayağına göre uzat! (Hımm sevdim bunu)

Gidemediğin yer senin değildir.
Gitmesek de kalmasak da o köy bizim köyümüzdür.
Bu ne şimdi. Ataların kafası mı karıştı ne?

Benim adım Hıdır elimden gelen budur.
-Bu mu dur, bu dur!

7 Nisan 2010 Çarşamba

Emirhanname

6 Nisan 2010 Salı

Günün Sözü

Ağzındaki baklayı çıkart, konserve yapacağız!

5 Nisan 2010 Pazartesi

30 Mart 2010 Salı

Yoksa gizli solcu muyum?

Tut ki çıldırdım!
Tut ki ölüyorum!

Gizli buzlanma…
Hani benim Dev-Gençliğim anne? Sağa baktım Hüsamettin Cindoruk. Mecburen sola baktım….
Anne ben solcu mu oldum?
Solcu olunmaz oğlum doğulur, demesini beklerdiniz ama o, ne o gominist mi oldun, derdi.
Tamam, daha anarşist bir ruha sahip olabilirim lakin bu hayat beni ehilleştirdi biraz olsun!

Donelere bakıyorum;
Öyle bir emare yok. Nerden çıktı şimdi bu durduk yerde.
Tamam, cehepe ye oy vermiyorum ama Deniz Baykal’dan da nefret etmiyorum.(Solculukta cehepe’yi niye baz aldım ki?)

Bol oturgaçlı götürgeçle (otobüs oluyor meraklısı için) karlı kayın ormanından da geçmedim.
Tamam, hocam, iyi solcular da cennete gidecek mi sorusuna henüz cevap alamadım.
Tamam, tekel işçilerine destekte vermedim ki. Devletin işçisi mi olur yahu diyerek.
Taşı sol elimle fırlatıyorum ama kalemi sağ elimle tutuyorum.
Laik miyim, değil. Solculuğa layık mıyım? Solculuk bana layık mı?
Her işe sağ taraftan başlayan bir inanca sahipken bakıyorum; sağ sileceklerim çalışıyor, sol sinyallerim bozuk.
Tamam, kalbim sol tarafta ama tuvalete de sol ayakla giriyorum.
Süleyman Demirel gibi sağ gösterip, sol mu vurayım? Yok yapamam.
Nihat Genç gibi; Amerikan emperyalizmine ana avrat dümdüz gitsem, saçı sakalı ve hatta kelimeleri dağıtsam, filozofla sam!
‘İnsanlar doğduğu fikirle’ ölsün de demiyorum elbette.
Ahmet Hakan gibi de; ‘ hayatım boyunca ne sağcı oldum ne de muhafazakar' diyerek omurgasızlık ta yapamam ki.

Düşünsenize liseye gidene kadar Karl Marks’ı, kral Marks olarak tanıdım. Bu da benim cahilliğimin bir göstergesi, hatta hava yastığı. Das Kapitali de okumadım ki. Şimdiki gençler kapitalin peşinde. Yok, anacığım yok, benden solcu molcu olmaz.

Solcu arkadaşların hatırına solcu olabilir miyim diyorum, ııh!
Üniversitede olsam kız arkadaşın hatırına olur muyum diyorum, yine ııh! Aşırı solcu ve Marksist kızlarda pek çirkin oluyor anacığım. Ne yani kızı türkü bara bırakıp cumaya mı gidecektim. O fala bakıp ben istihareye mi yatacaktım.
O, ‘Sevişmek ah ne hoştur yıldızların altında’ şarkısını söylerken;
ben o şarkıyı,’İbadet ah ne hoştur yıldızların altında’ diye mi okuyacaktım.

İlahileri yokmuydu " Sol cennetin ırmakları " diye...
-Abi o "Şol cennetin ırmakları" değilmiydi?
-Pardon ya!

Sol söylemlere bakıyorum; halkların kardeşliği, tüm özgürlükleri desteklemek, emperyalizm karşıtlığı, eşitlik, emek, ekmek, ekmek mi? Kulağa hoş gelen şeyler. Leblebi çerez gibi. Demek ki kafelerde bağlama çalıp, Nazım şiirleri okumak değil solculuk? Yoksa dine mesafeli durmak ta değil. Peki ne?
Solculuk afyondur!
Sağcılık Afyonkarahisar!
Daha bir sürü şey.... Solcu arkadaşlarım olsun. İçlerinden iyi edebiyatçı çıkıyor.

İşte böyle solcu arkadaşları kırmayayım diye, Öylesine Yazılar adlı kitabıma koymadığım bir söz vardı. Kelimelere takla attırmakta pek maharetliyim ya;
Her taşın altından Çapanoğlu çıkmıyor artık
Sadece sol’u canlar çıkıyor!
Demiştim yıllar önce. İşte o söz bu söz. Oysa 14 yıl sonra bakıyorum da; her taşın altından; askerlerden tutun, ulusolculara, tatlı su milliyetçilerine, dinci (bu lafı da sevmiyorum ya, dindar değil)’lere varana kadar her görüşten vatan kurtarıcılarına rastlıyoruz.

Solcu ve Marksistler iyi yazıyor tezinden geldim aslında buraya. Kabul ediyorum güzel makale yazamıyorum ama Cenap Şahabettin’ce güzel sözler yazmada da kimse elime su dökemez. Bu konuda da o derece iddialıyım. Neyse solculuk almayayım, alanada mani olmayayım.

Günün Sözü


Ne güzel!
Hiç bir şey yapmayıp,
sonunda istirahat etmek

25 Mart 2010 Perşembe

Hava durumu


23 Mart 2010 Salı

Marketteyiz II


Müşteri: Dış kapının mandalı geldi mi?

Eleman: Sadece Nahit Menteşe’si geldi!

M: Bu fiyatlar nasıl belirleniyor, oğlum?
E: Rağbet olunca fiyatlar yükseliyor.
Rekabet olunca fiyatlar düşüyor ablacım.

M: Evladım, sizde ucuz ve güzel bir şey var mı?
E: Şu yeni giren arkadaşı versek, hem güzel hem de asgari ücretle çalışır.

M: Bu ülkede hayvan kıtlığı mı var ki et bu kadar pahalı?

E: O kastettiğiniz hayvanların etinden yararlanamıyoruz maalesef!

M: Ben tefek yaprağına bakmıştım.
E: Üzüm yaprağı versek, aynısı olur.

M: Oğlum sen bilirsin; kemiksiz ete niye kuşbaşı deniliyor?

E: Kasaplık yüksek okulunda o dersler boş geçiyordu teyze, öğrenemedik.

M: Çatlak zeytin var mıydı?
E: Anladım çizik zeytin istiyorsunuz.

M: Billur bulunur mu?

E: İyotlu mu, iyotsuz mu?
M: Yok, danalarda oluyor hani
E: Anladım, sizi kasap reyonuna göndereyim.

M: Lorenzo’nun yağından kaldı mı?
E: Liberalizmin kaymak tabakasından versek!

M: Sigortanız var mı oğlum?

E: Herkesin yok tabi.
M: Olur mu, elektriklerin bile sigortası var çocuğum!

M: Dr. Oetker geldi mi?
E: Ameliyata girdi. Hastanın midesinde ki pudingi çıkaracak!

M: Bana kıyma lütfen.
E: Olur kıymam!

M: ‘Şey’ler ne tarafta acaba?

E: Dimdirek gidin orada!

21 Mart 2010 Pazar

Dünya

Tarihin kaba etine batırılan
hoyrat bir el çekti
tetiği;
Dünyaya kötülük sızdı.
Bereket getirmedi hiçbir tarlaya
kurşun yağmurları...
Sahi,
Hayat kaçaydı sizin oralarda?
Yoksa ölenler mi fazlaydı
dünyanızda?
Haritadan silinmiş ülkelerin
insanları mutlu mudurlar ha!
Akıllı insanlarız biz.
Herşeyi biliriz de;
Düşmanı öldürmek mi
zor,
Düşman çatlatmak mı
bilemeyiz.

16 Mart 2010 Salı

Günün sözü

Ya umutlar da biterse?
Hasadını yaparız, üzülme!

15 Mart 2010 Pazartesi

Sensizlik

12 Mart 2010 Cuma

11 Mart 2010 Perşembe

Tembellik


Baba, ‘senin işte ne işin var’ diyen kızım varken;
Ne patronum olsun isterim, ne amirim ne de şefim.
Ne mesai saati, ne sicil dosyam…
Ne tatile gün sayıp, ne pazartesi sendromu yaşayayım,
Kimse demesin bana; ileri git, beri gel, ötede dur.
Ne kaçayım ne de anam ağlasın.
Ne delinin önde gideni olayım,
Ne de sivri zekalı.
Hem, ‘çalışmak iyi bir şey olsaydı, üstüne para vermezlerdi’ denilirken.
Ne çok param olsun isterim, nede pulsuz kalayım.
Kafam basmasın para işlerine.
Hani şairin dediği gibi;
Önlerine ekmek sırtlarına kötek atılmayan sahipsiz köpekler var ya
En iyisi onlar gibi özgür olsam.
Biraz sakinlik, biraz huzur,
Benim olsun.
Başka da bir şey olmasın.

9 Mart 2010 Salı

Sizin hiç kızınız oldu mu?


">
-Kıpırdama babaa!

Sizin de evinizde böyle tatlı bir şey olsaydı,
bu durumda bana mutlaka hak verirdiniz :)

7 Mart 2010 Pazar

Günün sözü



5 Mart 2010 Cuma

Yüreğimdeki sızı


Her şey azalıyor yavaş yavaş;
Su gibi, ağaç gibi, dostluk gibi, ömür gibi
Her şey kaçıyor;
Gölge gibi, fırsat gibi, çocuk gibi
Öyle bir dünya kurdular ki
Önce yosunlar öldü, sonra dereler,
Sonra insanlık!
İyi niyeti namluya bıraktık biz
Önceleri daha berraktık
Yavaş yavaş renklileştik
Kötüye "kötü" diyemedik
Asansördeki kadar bile yakın olamadık.
Hangi yürek dayanır bu yüreksizliğimize?
Küçükken annemiz sallardı bizi
Büyüsün diye
Şimdi ise onlar hırpalıyor
Küçülsün diye
Bu enkazı tartmaz gönlüm
Bu insafsızlığı, bu insansızlığı
Öyle bir dünya kurdular ki
Önce yosunlar öldü, sonra dereler,
Sonra insanlık!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...