adem, Facebook’a üye oldu.
On saniye önce…
adem, Face de birine bakıp çıkacağım, dedi. Giriş o giriş, hala içerde.
adem, edi ile büdü’nün arkadaşı oldu.
adem, profilindeki ‘evli’ durumunu ‘bekar’ olarak değiştirenler grubuna girmekten tırstı.
adem, ‘her beş kişiden altısının şair’ olduğu güzel yurdum grubuna katıldı.
Üç dakika önce…
adem, ‘hayatta muhteşem hatalar yaptı’ ama kimse alkışlamadı
adem, ‘hay bin kunduz’ yuvası grubuna çalı taşıyacak 1 milyon kişi arıyor a katıldı.
adem, darbeyi sevenler grubunu yok saydı.
adem, darbeyi sevenler grubunca dürtüldü.
adem, ‘ne şeriat, ne darbe diyenler’ grubuna bön bön baktı.
adem, tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan, tartışmasına katıldı. Tavuk yumurtadan çıkar, yumurta da popo dan diyerek son noktayı koydu.
adem, internet başında prostat olanlar grubundan ayrıldı ama yinede prostattan kurtulamadı.
adem, ‘uyuma uyudukça sıra sana gelecek grubu’ na yorum yazdı:-ah keşke, dedi.
adem, sade suya tirit fotoğrafına yorum yaptı: -suyu fazla kaçmış, dedi.
adem, her grup kendi bacağından asılır, duvarına yazdı.
adem, seni seviyorum Havva dedi. Havva da başka çaren yok ki Adem, dedi.
adem, duvardan duvara baktı. Adnan beyin Bihter ölçeğine göre haliçlenmesini ! (bkz.altın boynuz) gördü.
adem, Atilla Taş’la mı çökelek, yoksa yalnız mı çökelek, dedi.
adem, eti gözüküp de pufu gözükmeyenleri dürttü.
5 kişi daha bunu beğendi.
adem, karınca derisinden yapılan Kızılay çadırlarına hayran kaldı.
adem, Zurnanın son deliği ne etiketlendi.
adem, Çinliyle Hintliyi birleştirdi Çintli yaptı.
Sen ve üç kişi bunu beğendiniz.
adem, ‘Olabilirsen başkalarından daha akıllı ol ama bunu başkalarına belli etme’ grubundan ayrıldı.
adem, ‘kaplumbağa ile şehir turuna katılacak 500 bin zırdeli arıyoruz grubu’na katıldı.
adem, ‘kırk yaşından sonra azanı teneşir paklar grubu’na katılır gibi oldu.
adem, ‘sen bana baktın ben sana baktım, şimdi beş çocuğa bakıyoruz’ duvarına baktı.
adem, grup indiriminden yararlandı.
adem, geçmişe mazi derlerse, bizim köyün adı niye hala geçmiş, diye mırıldandı.
adem, arama motorunun mazotunu koyanlar grubuna etiketlendi.
adem, Kuran- ı kerimi okumayıp, hayran olanların hayranı oldu.
28 Şubat 2010 Pazar
23 Şubat 2010 Salı
20 Şubat 2010 Cumartesi
Beni Amazonlar mı emzirdi?

Böyle vasat bir öğrencilik hayatım olsun, hayatta bir baltaya 'sap' olamama durumu olsun, bana bu soruyu sordurdu.
Kolejlerde ısıl işlem de görmedim ki…
O can alıcı soruyu yinelemek istiyorum;
Evet, beni bir Amazon kadını mı emzirdi? Oysa her zaman şunu söylerdim:
Baltanın kendisi olduğumdan zaten 'sapı' olamazdım. Böyle de avuturdum kendimi.
Amazonlar hakkında kısa bir araştırma yaptım, sandalyeden kalkmadan. Google’ dan Wikipedia bir de Termeli yumurta pazarlayan bir arkadaştan öğrendiğime göre;
Efsanevi savaşçı Amazon kadınları M.Ö. 1200 yıllarında Terme (Termisus) kenti civarında yaşamışlar. Tam da bizim orası. Simenit gölü’nde batık şehir ile ilgili kalıntılar olduğu söylenegelmektedir. Göl içerisinde pek çok dalış ve araştırmalar yapılmaktadır. Şimdilerde ise Samsun Büyükşehir Belediyesi Batı Parkta turizm amaçlı heykelini dikti bile. Su kanalları, piknik alanları vs.
Daha iyi savaşabilmek ve ok atabilmek için sağ göğüslerini aldırıyorlarmış.
Şimdi anlaşıldı mı ne demek istediğim. Şayet ben çift kutsal damacanadan içseymişim kim bilir nasıl biri olurdum. Sütü o tek göğüsten alınca olacağı buydu.
‘Her zaman dene
Tekrar dene
Hemen dene
Olsun
Her zaman yenil
Daha iyi yenil
Daima dene
Hep dene
Olsun, hep yenil!’
En iyi sen yenil. İyide yenil yenil nereye kadar?
Baksanıza eksik tahtalarımı toplasanız altı kişi çift taraflı tahtaravalli oynar eminim ki. Tamam, embesil değilim ama geri kalan ömrümü bu kadar akılla mı sürdüreceğim.
Allahın insanlara verdiği en cömert şey akılmış. Bakın hiç kimse aklından şikayet etmiyor. Ben hariç, ben ediyorum. Gerçi benden; daha iki köy, bir kasaba, üç belde de olur ya neyse…
Bana ait fikirleri de sevmiyorum bazen. Yatıya gelmiş gibi duruyorlar, ama değil. Gidici onlar, olsundu, “tükürük de bizimdir ama sevmeyiz onu’
‘Sütü tek göğüsten de almış olsan, böyle zeka geriliğine neden olmaz’ derseniz şunu söyleyebilirim… ya ben sadece dudak tiryakisi isem ya içime çekmemişsem …ondan şüpheleniyorum, orası vahim işte…
Ha bir de savaşçı olmam gerekmiyor muydu ki? Oysa savaşa karşıyım…Savaşma sıvış diyorum. Bende ters etki yaptı zannedersem.
Hikaye bu ya; Mozart’ın Fransız şatosunda cırtlak sesiyle şarkı söyleyip, cariyelerin peşinden koşarken krala yakalanıp, Kralım ben basit bir insanım ama yazdıklarım önemli, diyor. E, benim yazdıklarım da önemli değil ki anacığım.
Bu yazının sonunu getirmek de amma zon muş!
15 Şubat 2010 Pazartesi
13 Şubat 2010 Cumartesi
Marketteyiz
Müşteri – Oğlum kristal kola var mı?
Eleman – O firma ihlas etti teyze…
M – Pille çikolata rafı niye yan yana duruyor evladım?
E – İkisi de enerji verdiğinden…
M – Değerlenmiş mi bu yumurtalar?
( Zam mı gelmiş diyecekken )
M – Siz de mal kıyması var mı?
E – Mal derken?!
M – Pirincin kilo fiyatı mı o?
E – Yok teyze o metre fiyatı.
M – Davul tozları ne tarafta?
E – Minare gölgesinin hemen yanında.
M – Göğüs var mı?
E – Kıllı mı kılsız mı olsun?
M – Çocuk maması var mıydı?
E – Kaç aylık için bakmıştınız?
M – İçimdeki çocuk için düşünmüştüm.
E – …!
M – Kurban eti çekiyor musunuz?
E – Kurbanın kim olduğuna bağlı!
M – Sarelleler ne tarafta?
E – Sanayağlarının yanında!
M – Bu domatesler GeDeOlu mu?
M – Bu noktadan multinet geçiyor mu?
E – Bir alt sokaktan geçiyor efendim.
M – Kıvrık zeytin var mı?
( Kıvırcık zeytin demek istiyor ablam benim )
M – Mayonez kalmadı mı?
E – Rafta yok mu, orda yoksa yoktur!
M – Sizde pişmiş kelle var mı?
E – Yok ama taklidini yapan arkadaş var.
M – Yarım yağlı sütle, tam yağlı sütün farkı ne?
E – Yarım yağlı süt yarım yağlı inekten çıkıyor.
M – Kapı var mı?
E – Çıkışta! (Cappy demek istiyor)
M – 5 tane kola kapağı getirdim. Bardak alacaktım da.
E – Kampanyası bitti!
M – O zaman al da bu kapakları sana kapak olsun!
Eleman – O firma ihlas etti teyze…
M – Pille çikolata rafı niye yan yana duruyor evladım?
E – İkisi de enerji verdiğinden…
M – Değerlenmiş mi bu yumurtalar?
( Zam mı gelmiş diyecekken )
M – Siz de mal kıyması var mı?
E – Mal derken?!
M – Pirincin kilo fiyatı mı o?
E – Yok teyze o metre fiyatı.
M – Davul tozları ne tarafta?
E – Minare gölgesinin hemen yanında.
M – Göğüs var mı?
E – Kıllı mı kılsız mı olsun?
M – Çocuk maması var mıydı?
E – Kaç aylık için bakmıştınız?
M – İçimdeki çocuk için düşünmüştüm.
E – …!
M – Kurban eti çekiyor musunuz?
E – Kurbanın kim olduğuna bağlı!
M – Sarelleler ne tarafta?
E – Sanayağlarının yanında!
M – Bu domatesler GeDeOlu mu?
M – Bu noktadan multinet geçiyor mu?
E – Bir alt sokaktan geçiyor efendim.
M – Kıvrık zeytin var mı?
( Kıvırcık zeytin demek istiyor ablam benim )
M – Mayonez kalmadı mı?
E – Rafta yok mu, orda yoksa yoktur!
M – Sizde pişmiş kelle var mı?
E – Yok ama taklidini yapan arkadaş var.
M – Yarım yağlı sütle, tam yağlı sütün farkı ne?
E – Yarım yağlı süt yarım yağlı inekten çıkıyor.
M – Kapı var mı?
E – Çıkışta! (Cappy demek istiyor)
M – 5 tane kola kapağı getirdim. Bardak alacaktım da.
E – Kampanyası bitti!
M – O zaman al da bu kapakları sana kapak olsun!
8 Şubat 2010 Pazartesi
7 Şubat 2010 Pazar
Isı Yokluğu

Bunları bilmek isteyeceğini sanmıyorum;
...
Şimdi hangi yüzle bakacak yüzümüze yeryüzü
Gecenin koyu mavisinde
Kuytular sessizlik, tepeler haykırıştır.
Gençliğin silik yüzlerini hatırlamak istemez
hayatı ciddiye alan.
Sürahilerin bir derdi yok aslında
bardaklar olmasa
Kaburga kemiği gibi eğildi insanlar
-paranın karşısında-bitiveren umutlarıyla
Bu kaçıncı bahar?
Böyle naz mı olur?
Günlerin hıçkırığı içimde
İstediğim dert, bu değil
Etrafımda dönen pervane misin;
Yoksa ince bir sızı mı yüreğimde…
Kapılar niye kapalı, ıslık çalan rüzgara karşı
Günah gözlerin vebali vardı gülkurusu akşamlarda
Eylüller derdime çare değil
Gecenin gölgesinde kayboldu tüm rüyalarım
Sonsuzluğa merdiven dayadım
Susuzluğun içinde boğuldum
Bugün aynı dünkü gibiyim,
Gündüzleri çuvala koydum kafa ütülüyorum…
İşte iyi bir dünya; al yarısı senin olsun!
Al bir tas mutluluk sana
Hayat neye benziyor dersin,
Ya kırık bir kalp ya da bir teselli
Evet evet ucuz yürek bunlar
aklımdasın hayat!
…
Çocuklar anaya sığınır ana kime?
suda boğulan balık, bulutu ağlatan ne?
Bu haykırış kime?
Eyvah! Bu ses kimin ya bu kavga
Bir damla kan bin acı demek
Çağrıya parça parça toplandılar
Küçük tekmeler bunlar bebek
Vuslatın beşiğinde büyümüşüm…
Hayat sanki amiral battı oyunu
Sabun köpüğü gibi yalancıydı dostluklar
Önce büyüdü, parladı sonra bitti.
İçine sığmadı dolunayın büyüklüğü
Hergün gelişen ne var hayatımızda
nefsimizden başka…
Ya göl yoğurt tutsaydı. Hadi oradan
kıdemli yalancı.
Mazeret kabul etmiyorum.
Cüzdanını sattı, kimliği de içindeydi
Daha sen bilemezsin;
Parasını verene beleş bu hayat
Hangimiz aldık hayatın darasını
İyiki maviyi unutmamışım
Abiler amca olmuş, amcalar kocamış,
kocayanlar göçmüş.
Ayağı şişman çocuk nerede?
Kaç kere rafine bu
Tadı dalağımda kaldı.
Köpek gibi havlamasını bilmiyorum
Konuşmaya çalışıyorum sadece
kayıp sözlerle…
6 Şubat 2010 Cumartesi
2 Şubat 2010 Salı
Çarşamba Ağzı
,


Çarşambi bi liri
Cetten hızlı gidi
Döllere para almi
Döller ayakta gidi
Şişmanna iki koltuk veri
Kurbağaya "göden" di
Misir ekma yi
Ondörtlü tabanca taşi
Sepete "köön" di
Sekiz köşeli şapka giyi
Koşmaya "siit" di
Banyoya "çimmek" di
Su kuyusuna "puvar" di
Kümese "pin" di
Ahıra "tam" di
Bahçe duvarına "fıraktı" di
Merdivene "badal" di
Düğmeye "gopça" di
Hayvanlara "mal" di
Bi de;
"İzzettin çavuş ölmüş
Zayma şakir ağlamaya gitmiş di"
Daha ne dim
Bilmim ki...
Cetten hızlı gidi
Döllere para almi
Döller ayakta gidi
Şişmanna iki koltuk veri
Kurbağaya "göden" di
Misir ekma yi
Ondörtlü tabanca taşi
Sepete "köön" di
Sekiz köşeli şapka giyi
Koşmaya "siit" di
Banyoya "çimmek" di
Su kuyusuna "puvar" di
Kümese "pin" di
Ahıra "tam" di
Bahçe duvarına "fıraktı" di
Merdivene "badal" di
Düğmeye "gopça" di
Hayvanlara "mal" di
Bi de;
"İzzettin çavuş ölmüş
Zayma şakir ağlamaya gitmiş di"
Daha ne dim
Bilmim ki...
31 Ocak 2010 Pazar
30 Ocak 2010 Cumartesi
Biz eskiden
Biz eskiden; bulutlara bakıp şekiller çıkarırdık
Bankaya para yatırmak nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; seferlere çıkardık akıncılarla
"Biz eskiden" diye başlayan şiirler yazmazdık.
Biz eskiden; su içerdik testiden
Cam sürahi, likör kadehi nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; yağmur altında çelik-çomak oynardık
Ayranı üfleyerek içmek nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; ava çıkardık lakin
Çantada keklik nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; sırtüstü çimenlere yatıp hayaller kurardık
Şeytanın başını okşamak nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; nice kumandanlar esir etmişiz de
Böyle uzaktan kumandalara esir olmak nedir, bilmezdik.
Bankaya para yatırmak nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; seferlere çıkardık akıncılarla
"Biz eskiden" diye başlayan şiirler yazmazdık.
Biz eskiden; su içerdik testiden
Cam sürahi, likör kadehi nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; yağmur altında çelik-çomak oynardık
Ayranı üfleyerek içmek nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; ava çıkardık lakin
Çantada keklik nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; sırtüstü çimenlere yatıp hayaller kurardık
Şeytanın başını okşamak nedir, bilmezdik.
Biz eskiden; nice kumandanlar esir etmişiz de
Böyle uzaktan kumandalara esir olmak nedir, bilmezdik.
28 Ocak 2010 Perşembe
26 Ocak 2010 Salı
Aklımdasın
O kadar bekleyemem,
Herkes bir gün evine döner.
yaşamayı becerebilenler,
öncelikle
insanca yaşamayı...
...
Ay üşüdü geceyi beklerken,
Sen hala yoksun.
Islak kuşların şarkılarına aldanma.
onlar uçmuş bir kere
Mavi şafaklara söyledim
türkülerimi
baykuşlar uyurken.
Güneş ayırdım sana
Kırılmadık yer bırakmadın ki kalbimde
lakin,
Namaz gibi aklımdasın.
Kitaplarına sarıldığın gibi sarıl
bana ve hayata.
Söz!
Yüreğimi beğenmezsen gidersin.
Herkes bir gün evine döner.
yaşamayı becerebilenler,
öncelikle
insanca yaşamayı...
...
Ay üşüdü geceyi beklerken,
Sen hala yoksun.
Islak kuşların şarkılarına aldanma.
onlar uçmuş bir kere
Mavi şafaklara söyledim
türkülerimi
baykuşlar uyurken.
Güneş ayırdım sana
Kırılmadık yer bırakmadın ki kalbimde
lakin,
Namaz gibi aklımdasın.
Kitaplarına sarıldığın gibi sarıl
bana ve hayata.
Söz!
Yüreğimi beğenmezsen gidersin.
19 Ocak 2010 Salı
Coğrafya ve Ben
Tanrı dağı kadar Türk
Hira dağı kadar Müslüman
Tuz gölü kadar sığ
Guam çukuru kadar derin
Arjantin kadar sivri
Madagaskar kadar kenarda
Japonya kadar sağda
Avusturalya kadar düz
Okyanus kadar sulu
Kutuplar kadar dipte
Endenozya kadar dağınık
Mezopotamya kadar arada
Kuzey Kore kadar kapalı
Karadeniz kadar hırçın
Himalayalar kadar ağır
Sibirya kadar soğuk
Sahra kadar bunaltıcı
Türkiye kadar güzel
Hira dağı kadar Müslüman
Tuz gölü kadar sığ
Guam çukuru kadar derin
Arjantin kadar sivri
Madagaskar kadar kenarda
Japonya kadar sağda
Avusturalya kadar düz
Okyanus kadar sulu
Kutuplar kadar dipte
Endenozya kadar dağınık
Mezopotamya kadar arada
Kuzey Kore kadar kapalı
Karadeniz kadar hırçın
Himalayalar kadar ağır
Sibirya kadar soğuk
Sahra kadar bunaltıcı
Türkiye kadar güzel
5 Ocak 2010 Salı
Asgari Ücret
Her altı ayda bir alçakça yükseltilen asgari ücret için 2009’un bitmesine sayılı günler kala, kozmik odada tespit komisyonu toplanır. Yeni yıla mandalina yiyerek ve bayat Levent Kırca esprileri seyrederek girecek olan yurdum insanının asgari/en az ücreti belirlenecek. Hiç biri de asgari ücretli olmayanlar tarafından...
Yoklama alınır:
Herkes hazır mı arkadaşlar?
Hükümet yetkilisi? -Burada.
İşveren vekili? -Burada.
İşçi temsilcisi? -Yok.
Neyse olmasa da olur. Hade başlayalım:
Açlık sınırı? 795 lira. Yoksulluk sınırı?2.588 lira. Hım! Meksika sınırı? İşçinin siniri? O henüz belli değil. Ücret açıklanınca sinir katsayısı, yıllık bazda kümülatif artış oranına bağlı. İyi de bu sınırları kim koyuyor? Açlığın sınırı mı olur? Aç mezarı var mı? Şu mezarda kim var?. Tokluk sınırı ne? Açgözlülüğün sınırı ne kadar azizim? Dalaylama dalaylama konuşturmayın beni.
Biz diyor muyuz azami ücret şu kadar olacak diye? En az ücret 577 lira olacak diyoruz. Başkada bir şey demiyoruz. Şunu diyoruz; İşçinin koliyi kaldırması için eğitime ihtiyacı yok. Eğitim parasını düş. Sağlık dersen, bak domuz gribi aşısı bile olmuyor. Sağlığı da düş. Giyim kuşam derseniz işyeri elbiseleri, tulum vs düş düş. Hem 1 Mayıs gösterilerinde kırıp döktükleri cam çerçeve, yaktıkları otomobiller. Gerçi onlar asgari ücretli değil ama olsundu.
Yarın gazetelerde oku; yok 41 simit parası, yok sadaka gibi zam. Para vaadıda biz mi vermedik? Bak Yunanistan iflasta, Dubai öyle. Dubai mi? Yılbaşını orada geçirecektik. Vergiler? Alan vergisi mi? Yok canım, asgari ücretin vergisi. Onu işçi ödüyor ya zaten. Sıka sıka ödeyecek. Hımm!
Arkadaşlar polis kokusu alıyorum. Bu odaya polis girebiliyor muydu? Şu kağıdı biriniz hemen yutsun.
Yoklama alınır:
Herkes hazır mı arkadaşlar?
Hükümet yetkilisi? -Burada.
İşveren vekili? -Burada.
İşçi temsilcisi? -Yok.
Neyse olmasa da olur. Hade başlayalım:
Açlık sınırı? 795 lira. Yoksulluk sınırı?2.588 lira. Hım! Meksika sınırı? İşçinin siniri? O henüz belli değil. Ücret açıklanınca sinir katsayısı, yıllık bazda kümülatif artış oranına bağlı. İyi de bu sınırları kim koyuyor? Açlığın sınırı mı olur? Aç mezarı var mı? Şu mezarda kim var?. Tokluk sınırı ne? Açgözlülüğün sınırı ne kadar azizim? Dalaylama dalaylama konuşturmayın beni.
Biz diyor muyuz azami ücret şu kadar olacak diye? En az ücret 577 lira olacak diyoruz. Başkada bir şey demiyoruz. Şunu diyoruz; İşçinin koliyi kaldırması için eğitime ihtiyacı yok. Eğitim parasını düş. Sağlık dersen, bak domuz gribi aşısı bile olmuyor. Sağlığı da düş. Giyim kuşam derseniz işyeri elbiseleri, tulum vs düş düş. Hem 1 Mayıs gösterilerinde kırıp döktükleri cam çerçeve, yaktıkları otomobiller. Gerçi onlar asgari ücretli değil ama olsundu.
Yarın gazetelerde oku; yok 41 simit parası, yok sadaka gibi zam. Para vaadıda biz mi vermedik? Bak Yunanistan iflasta, Dubai öyle. Dubai mi? Yılbaşını orada geçirecektik. Vergiler? Alan vergisi mi? Yok canım, asgari ücretin vergisi. Onu işçi ödüyor ya zaten. Sıka sıka ödeyecek. Hımm!
Arkadaşlar polis kokusu alıyorum. Bu odaya polis girebiliyor muydu? Şu kağıdı biriniz hemen yutsun.
29 Aralık 2009 Salı
Ülkem
Üç tarafı denizlerle çevriliydi ülkemin,
Dert bir yanı düşmanlarla.
Televizyon yiyip göz çıkarıyorduk
Dünya umrumuzda değildi.
Hayat, pahalı da değildi
Aslında,
İnsanları ucuzdu.
Hortumculara kızarken,
Pipetlemeyi de sürdürüyorduk.
"Sağcısı zikrini,
Solcusu fikrini yapamıyordu."
Susuzluk ve Susurluk diz boyu iken
Anakonda Ergenekon'daydı.
Kimsenin memleketi yoktu
Çünkü hepimiz Öfkeli'ydik.
Sinek pisliğinden gübre yapıp
Yükselen değerler çukurunu doldurdular.
Bize de denizleri ekip,
Buğdayın parasını yemek düştü.
Bütün renkleri kahberengiydi,
Gökkuşağını yapamadılar.
Hep karalar bağladılar.
Bir abdest bozumu ilerdeyken hela
Siyaseti kirlettiler.
Düşünce yere düşüp,
Hayakopterler de çekip gidince
Utanmazlık kaldı geriye...
Dert bir yanı düşmanlarla.
Televizyon yiyip göz çıkarıyorduk
Dünya umrumuzda değildi.
Hayat, pahalı da değildi
Aslında,
İnsanları ucuzdu.
Hortumculara kızarken,
Pipetlemeyi de sürdürüyorduk.
"Sağcısı zikrini,
Solcusu fikrini yapamıyordu."
Susuzluk ve Susurluk diz boyu iken
Anakonda Ergenekon'daydı.
Kimsenin memleketi yoktu
Çünkü hepimiz Öfkeli'ydik.
Sinek pisliğinden gübre yapıp
Yükselen değerler çukurunu doldurdular.
Bize de denizleri ekip,
Buğdayın parasını yemek düştü.
Bütün renkleri kahberengiydi,
Gökkuşağını yapamadılar.
Hep karalar bağladılar.
Bir abdest bozumu ilerdeyken hela
Siyaseti kirlettiler.
Düşünce yere düşüp,
Hayakopterler de çekip gidince
Utanmazlık kaldı geriye...
21 Aralık 2009 Pazartesi
Çekirge Usta Diyalogları-3
Çekirge- Memleketinizi öğrenebilir miyiz nereliydiniz?
Usta- Samsung’luyum. Lcd Mahallesi, Plazma sokak, 17 inc.
Ç- En son okuduğunuz kitaplar hangisi?
U- ‘ Kitap okumanın zararları’ adlı kitabı okuduktan sonra, beni en çok etkileyen bulaşık makinesi kullanma kılavuzu oldu.
Ç- En sevdiğiniz müzik parçası?
U- Bak buna ciddi bir cevap vereceğim. Rodrigo’nun Gitar Konçertosu’ydu. Ta ki Hasan Esen‘ in Desert Night (Çöl Gecesi) ni dinleyene kadar.
Ç- En çok hangi bilgi kaynağını kullanıyorsunuz?
U- ‘Eskiden babam dedem vardı.’ O da olmadı Ana Britanica, dahası Türkiye Rehber Ansiklopedisi. Şimdi hiç biri yok. Gogıl var.
Ç- Diyelim ki Elektrikler kesik Google giremiyorsun?
U- O zaman bilgesayar Sunay Akın var onu tıklarım!
Ç- Biliyorsunuz İsviçre minare yasağı getirdi, ne diyeceksiniz?
U- Evet, bu kez İsviçre bize ‘One Minute’ dedi!
Ç- Herkes ülkeyi sevdiğini söylüyor?
U- Maalesef bazıları bu ülkeyi cani gönülden seviyor!
Ç- Ergenekon konusunda bir şey diyecek misiniz?
U- Sığ halkın devleti derin olur derim!
Ç- En çok hangi baharatı seversiniz?
U- Köri tabiî ki ama ebenin köri değil!
Ç- Serdar Turgut hakkında yine yeni bir şeyler var mı?
U- Diyorum ki; Serdar’ı Cennete koysalar ( olmaz ya mesela diyorum Allah bilir) o yine kaçıp, Central Park’ta selülitlerini incelediği kızların bol olduğu Cehenneme mi kaçar?
Ç- Dört elementi sayar mısınız?
U- Tabi ki; ateş, hava, su, Cem Yılmaz. Yok tahta!
Ç- Çarşamba’yı sel aldığında siz nasıl kurtuldunuz usta?
U- Köprü ayaklarına tutunmuştum!
Ç- Hayatta en çok zorunuza giden şeyi öğrenebilir miyiz?
U- Cehalettin beylerle muhatap olmak!
Usta- Samsung’luyum. Lcd Mahallesi, Plazma sokak, 17 inc.
Ç- En son okuduğunuz kitaplar hangisi?
U- ‘ Kitap okumanın zararları’ adlı kitabı okuduktan sonra, beni en çok etkileyen bulaşık makinesi kullanma kılavuzu oldu.
Ç- En sevdiğiniz müzik parçası?
U- Bak buna ciddi bir cevap vereceğim. Rodrigo’nun Gitar Konçertosu’ydu. Ta ki Hasan Esen‘ in Desert Night (Çöl Gecesi) ni dinleyene kadar.
Ç- En çok hangi bilgi kaynağını kullanıyorsunuz?
U- ‘Eskiden babam dedem vardı.’ O da olmadı Ana Britanica, dahası Türkiye Rehber Ansiklopedisi. Şimdi hiç biri yok. Gogıl var.
Ç- Diyelim ki Elektrikler kesik Google giremiyorsun?
U- O zaman bilgesayar Sunay Akın var onu tıklarım!
Ç- Biliyorsunuz İsviçre minare yasağı getirdi, ne diyeceksiniz?
U- Evet, bu kez İsviçre bize ‘One Minute’ dedi!
Ç- Herkes ülkeyi sevdiğini söylüyor?
U- Maalesef bazıları bu ülkeyi cani gönülden seviyor!
Ç- Ergenekon konusunda bir şey diyecek misiniz?
U- Sığ halkın devleti derin olur derim!
Ç- En çok hangi baharatı seversiniz?
U- Köri tabiî ki ama ebenin köri değil!
Ç- Serdar Turgut hakkında yine yeni bir şeyler var mı?
U- Diyorum ki; Serdar’ı Cennete koysalar ( olmaz ya mesela diyorum Allah bilir) o yine kaçıp, Central Park’ta selülitlerini incelediği kızların bol olduğu Cehenneme mi kaçar?
Ç- Dört elementi sayar mısınız?
U- Tabi ki; ateş, hava, su, Cem Yılmaz. Yok tahta!
Ç- Çarşamba’yı sel aldığında siz nasıl kurtuldunuz usta?
U- Köprü ayaklarına tutunmuştum!
Ç- Hayatta en çok zorunuza giden şeyi öğrenebilir miyiz?
U- Cehalettin beylerle muhatap olmak!
18 Aralık 2009 Cuma
8 Aralık 2009 Salı
Kısa-Kısa Kıza-Kıza
Başbakan'ın yeni kabine değişikliğine en çok kim güler?
Enerji Bakanlığı koltuğunu kaybeden Hilmi Güler!
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş neden kurtulmuş?
Bence en çok Erbakan'dan kurtulmuş!
'Güneş topla benim için'
Olur, Livaneli, sen bana Güneş'i koyacak sepeti bul. Ben sana Güneş'i de toplarım Ayı da!
Müzeler haftasında DP Genel Merkezini ziyaret etmeyi unutma.
Bakalım Demirel'in şapkasından daha ne cin...ler çıkacak!
Bingöl de kırmızı bir leğenin içinde dünyaya gelen Akif Beki, Başbakan Erdoğan'ın sözcülüğüne kadar yükselmiş(!) bir gazeteciyken; Başbakan'ın Akif de ki; dediklerini dememeye başlayıp görevinden ayrılmıştı. Şimdi ise 'almayın' dediği gazetede yazıyor. Ahmet Hakan' laşır mı bilmiyorum ama Serdar Turgut onun için 'neyin radikali göreceğiz 'diyor. Bizde...
Show TV'de gördük ki Kandil'de ki terörist Murat Karayılan'ın Türkçesi DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ten daha iyi. Etiketler;Demogratig ,ortag agıl, pekeke!!
Pazara gidelim (Avrupa ortak pazarı) bir Yunan alalım. Pazara gidip bir Yunan alıp n’palım. Kattırı kuttur yemeyelim!
Ahmet Altan Kemal Paşa tatlısını sevmiyor ama…
Açılım başarılı olursa Türkiye Cumhuriyeti ancak Kemal’e erer!
Can Yücel, ‘Yalçın Küçüktür ama mide bulandırır’ demişti. Haklı mı ne?
Sezen Aksu, demokratik açılıma destek için bizzat Başbakan Erdoğan’ı telefonla aramıştı. Burası normal. Oysa Cumhurbaşkanı Gül’ün Çankaya davetine katılmamıştı. Oray Eğin bu durumu, Sezen’in Ak parti’nin gücünü yitirmeye başladığının kokusunu önceden aldığını bunun için davete katılmadığını belirtmişti. İşte burası normal değil. Ben bu kadından ve sesinden sıkıldım artık.
‘Yüzde yüz Türk olduğun zaman cihan senindir demektir.’
Bu ne şimdi!
Sanırım Kürt Teali Cemiyeti’in ruhu Star Gazetesi’inde yaşıyor. Yeterince ‘açık görüş’teler.
Nazım’sız konsere çıkmam abi!
İlginçtir şair Sunay Akın’ın kankası Karadenizli sanatçı Volkan Konak, her konser programında abdestsiz! Nazım’ı ağzına almaz.
Pakize Hanım Habertürk Gazetesinde köşe yazıyor.
Pakize Suda yaşadığına göre Habertürk'te haydi haydi yaşar!
Enerji Bakanlığı koltuğunu kaybeden Hilmi Güler!
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş neden kurtulmuş?
Bence en çok Erbakan'dan kurtulmuş!
'Güneş topla benim için'
Olur, Livaneli, sen bana Güneş'i koyacak sepeti bul. Ben sana Güneş'i de toplarım Ayı da!
Müzeler haftasında DP Genel Merkezini ziyaret etmeyi unutma.
Bakalım Demirel'in şapkasından daha ne cin...ler çıkacak!
Bingöl de kırmızı bir leğenin içinde dünyaya gelen Akif Beki, Başbakan Erdoğan'ın sözcülüğüne kadar yükselmiş(!) bir gazeteciyken; Başbakan'ın Akif de ki; dediklerini dememeye başlayıp görevinden ayrılmıştı. Şimdi ise 'almayın' dediği gazetede yazıyor. Ahmet Hakan' laşır mı bilmiyorum ama Serdar Turgut onun için 'neyin radikali göreceğiz 'diyor. Bizde...
Show TV'de gördük ki Kandil'de ki terörist Murat Karayılan'ın Türkçesi DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ten daha iyi. Etiketler;Demogratig ,ortag agıl, pekeke!!
Pazara gidelim (Avrupa ortak pazarı) bir Yunan alalım. Pazara gidip bir Yunan alıp n’palım. Kattırı kuttur yemeyelim!
Ahmet Altan Kemal Paşa tatlısını sevmiyor ama…
Açılım başarılı olursa Türkiye Cumhuriyeti ancak Kemal’e erer!
Can Yücel, ‘Yalçın Küçüktür ama mide bulandırır’ demişti. Haklı mı ne?
Sezen Aksu, demokratik açılıma destek için bizzat Başbakan Erdoğan’ı telefonla aramıştı. Burası normal. Oysa Cumhurbaşkanı Gül’ün Çankaya davetine katılmamıştı. Oray Eğin bu durumu, Sezen’in Ak parti’nin gücünü yitirmeye başladığının kokusunu önceden aldığını bunun için davete katılmadığını belirtmişti. İşte burası normal değil. Ben bu kadından ve sesinden sıkıldım artık.
‘Yüzde yüz Türk olduğun zaman cihan senindir demektir.’
Bu ne şimdi!
Sanırım Kürt Teali Cemiyeti’in ruhu Star Gazetesi’inde yaşıyor. Yeterince ‘açık görüş’teler.
Nazım’sız konsere çıkmam abi!
İlginçtir şair Sunay Akın’ın kankası Karadenizli sanatçı Volkan Konak, her konser programında abdestsiz! Nazım’ı ağzına almaz.
Pakize Hanım Habertürk Gazetesinde köşe yazıyor.
Pakize Suda yaşadığına göre Habertürk'te haydi haydi yaşar!
3 Aralık 2009 Perşembe
Çocukça
Dünya bizim oyun alanı,
Bu çimenler toprağın saçları mı anne?
Ya o insanlar niye kişniyor?
Onlar "At kavmi"nden mi?
...
Maydanoz seviyesinde yaşayanlar okumuyor anne,
okumuyor...
-Bu bakkal benim şair olduğumu bilmiyor,
bilse de farketmiyor.
Bu ülkeyi şairler mi kurtaracak? -Hıh?
Bilir misin bir şairin yüreğini sen?
Nereden bileceksin...
Saatler dinlemez beni mevsim umursamaz,
susmaya vaktim olmadı ki hiç.
Benim hayat çizgim, çizgi dışı olmak ,
Yağmura karşı direnen şemsiyemi seviyorum
Tıpkı bana benziyor.
Sürüden farklı olmak istedim anne
farklı olmak..
Bu çimenler toprağın saçları mı anne?
Ya o insanlar niye kişniyor?
Onlar "At kavmi"nden mi?
...
Maydanoz seviyesinde yaşayanlar okumuyor anne,
okumuyor...
-Bu bakkal benim şair olduğumu bilmiyor,
bilse de farketmiyor.
Bu ülkeyi şairler mi kurtaracak? -Hıh?
Bilir misin bir şairin yüreğini sen?
Nereden bileceksin...
Saatler dinlemez beni mevsim umursamaz,
susmaya vaktim olmadı ki hiç.
Benim hayat çizgim, çizgi dışı olmak ,
Yağmura karşı direnen şemsiyemi seviyorum
Tıpkı bana benziyor.
Sürüden farklı olmak istedim anne
farklı olmak..
27 Kasım 2009 Cuma
20 Kasım 2009 Cuma
Su Gibi
Ne denizi ne feneri hakim bey? Ben o defteri çoktan kapattım. Ramazan’ın sırtına yükledim yardım kolilerini… Elimi eteğimi çektim, “Su gibi” oldum diyorum şimdi duruldum.
“Biz iki ülkenin dikenli telleriyiz. Dokunsak kanar ellerimiz, kavuşursak biteriz biz”, ha konuşursak da biteriz...
Malları Karagümrük’ten geçirmiyoruz hakim bey.
Bakın anlatayım: Kanal 7 den buraya Fox’landık tan sonra yeni izdivaçlara yelken açtık. Hem yedi kişiyi evlendirmek hacca gitmek kadar sevapmış. The İmam(!) Ahmet Hakan’ da söylemişti… Öyle değil mi Songül, sen de bir şey söylesene…
-Türkü söylesem...
Çöpçatanlık değil hakim bey, izdivaç proğramı evlenmeye gelen hanım dört soru soruyor; erkeğin cevabı evetse, doğru gerdeğe gönderiyoruz...
Şöyle ki;
- Evin var mı?
- Araban var mı?
- Emekli maaşın var mı?
- Beni taşıyabilecek misin?
Hepsi bu hakim bey.
Biz yanlızca mutlu sonlar katiliyiz...Yoksa paşa paşa yatarız.
Ne Uğur'u ne Arslan'ı hakim bey!
“Biz iki ülkenin dikenli telleriyiz. Dokunsak kanar ellerimiz, kavuşursak biteriz biz”, ha konuşursak da biteriz...
Malları Karagümrük’ten geçirmiyoruz hakim bey.
Bakın anlatayım: Kanal 7 den buraya Fox’landık tan sonra yeni izdivaçlara yelken açtık. Hem yedi kişiyi evlendirmek hacca gitmek kadar sevapmış. The İmam(!) Ahmet Hakan’ da söylemişti… Öyle değil mi Songül, sen de bir şey söylesene…
-Türkü söylesem...
Çöpçatanlık değil hakim bey, izdivaç proğramı evlenmeye gelen hanım dört soru soruyor; erkeğin cevabı evetse, doğru gerdeğe gönderiyoruz...
Şöyle ki;
- Evin var mı?
- Araban var mı?
- Emekli maaşın var mı?
- Beni taşıyabilecek misin?
Hepsi bu hakim bey.
Biz yanlızca mutlu sonlar katiliyiz...Yoksa paşa paşa yatarız.
Ne Uğur'u ne Arslan'ı hakim bey!
15 Kasım 2009 Pazar
Usta - Çekirge Diyalogları -II
Çekirge- Yeni okuyucular merak ederler, ne işle meşgulsünüz efendim?
Usta- Abesle iştigal ediyorum!
Ç- Serdar Turgut’u düşünce adamı olarak görebilir miyiz?
U- Elbette. Kaç metre bilemiyorum ama bayağı bir derinliği var o mevzularda.
Ç- Sizce Türkiye’de bölücülük var mıdır?
U- ‘Ülkemizde bölücülük yoktur. Var olan bölünmüşlüğün ortaya çıkışı vardır!’
Ç- Tövbe etmenin manası nedir ki?
U- Köprüden çok önce son çıkıştır! (Sırat Köprüsünden)
Ç- Tükürdüğünüzü yalar mısınız?
U- Nereye tükürdüğüme bağlı. Anladın sen onu.
Ç- Keleşle aranız nasıl?
U- Rus yapımı keleşle mi, Türk yapımı Ahmet Keleşle mi?
Ç- Usta, üzerine alınma ama sen deli misin!?
U- Deliyim ama akıllı numarası yapıyorum.
Ç- Sigara, alkol, kumar olayın var mı?
U- Hayır, diyeceğim ama sen; ‘o zaman bu dünyada niye yaşıyorsun ki’ diyeceksin.
Ç- Çapkınlık yapar mısınız?
U- Sevgilim beni gözlerimden öper, başka kızlara bakmayayım diye! Galiba bu işe yarıyor.
Ç- Şişman/ kilolu bayanlar hakkında ki görüşünüz?
U- Lütfen, şişman hatunlara evsel atık muamelesi yapmayalım.
Ç- Samsunspor bu gidişle küme düşecek ne diyorsunuz?
U- Kötü yola düşmesinde, nereye düşerse düşsün!
Ç- Boşanmalar neden bu kadar arttı dersiniz?
U- Şimdi eşler mausa dokunduğu kadar birbirlerine dokunmuyor!
Ç- Her şeyi olup da, dağda domuzu eksik olanlar aşı olacak mı?
U- Yok o domuzlar aşı olmayacak! Domuz risk grubunda mı ona da bakmak lazım!
Ç- Genelde uysal biri misiniz?
U- Evet. Çok uysalım. Nuh ta diyorum, peygamber de.
Ç- Televizyon kanalları konusunda neler yapılabilir?
U- İyi bir kanal tedavisi uygulanabilir.
Ç- Hayatta bir gayeniz var mı?
U- Salyangozlardan daha fazla iz bırakabilmek!
Usta- Abesle iştigal ediyorum!
Ç- Serdar Turgut’u düşünce adamı olarak görebilir miyiz?
U- Elbette. Kaç metre bilemiyorum ama bayağı bir derinliği var o mevzularda.
Ç- Sizce Türkiye’de bölücülük var mıdır?
U- ‘Ülkemizde bölücülük yoktur. Var olan bölünmüşlüğün ortaya çıkışı vardır!’
Ç- Tövbe etmenin manası nedir ki?
U- Köprüden çok önce son çıkıştır! (Sırat Köprüsünden)
Ç- Tükürdüğünüzü yalar mısınız?
U- Nereye tükürdüğüme bağlı. Anladın sen onu.
Ç- Keleşle aranız nasıl?
U- Rus yapımı keleşle mi, Türk yapımı Ahmet Keleşle mi?
Ç- Usta, üzerine alınma ama sen deli misin!?
U- Deliyim ama akıllı numarası yapıyorum.
Ç- Sigara, alkol, kumar olayın var mı?
U- Hayır, diyeceğim ama sen; ‘o zaman bu dünyada niye yaşıyorsun ki’ diyeceksin.
Ç- Çapkınlık yapar mısınız?
U- Sevgilim beni gözlerimden öper, başka kızlara bakmayayım diye! Galiba bu işe yarıyor.
Ç- Şişman/ kilolu bayanlar hakkında ki görüşünüz?
U- Lütfen, şişman hatunlara evsel atık muamelesi yapmayalım.
Ç- Samsunspor bu gidişle küme düşecek ne diyorsunuz?
U- Kötü yola düşmesinde, nereye düşerse düşsün!
Ç- Boşanmalar neden bu kadar arttı dersiniz?
U- Şimdi eşler mausa dokunduğu kadar birbirlerine dokunmuyor!
Ç- Her şeyi olup da, dağda domuzu eksik olanlar aşı olacak mı?
U- Yok o domuzlar aşı olmayacak! Domuz risk grubunda mı ona da bakmak lazım!
Ç- Genelde uysal biri misiniz?
U- Evet. Çok uysalım. Nuh ta diyorum, peygamber de.
Ç- Televizyon kanalları konusunda neler yapılabilir?
U- İyi bir kanal tedavisi uygulanabilir.
Ç- Hayatta bir gayeniz var mı?
U- Salyangozlardan daha fazla iz bırakabilmek!
7 Kasım 2009 Cumartesi
Çekirge - Usta
Çekirge- Nerdesin usta?
Usta- Ya ayaklarımın üzerindeyim ya da başımın altında.
Ç - Nasılsın peki?
U - Yiyip içip, aç aç dolaşıyoruz işte.
Ç - Okuyucular merak eder nerelisin usta?
U - Öfkeli’yim. Tam içinden.
Ç - Uçaklar nasıl uçuyor usta?
U - Şunu diyebilirim ki hiçbir uçak mutluluktan uçmadı bu zamana kadar.
Ç - Vali kimdir?
U - Ölü sayısının artmasından endişe eden yetkililerin başında gelir.
Ç – Bunlar da kim?
U – Bunlar da Arda’nın ardadaşları.
Ç - Büyükçekmeceliler Büyükçekmece de nasıl yaşıyorlar?
U - Onu önce Küçükçekmecelilere sorsana.
Ç - Cehennmem nerede usta?
U - Cehennem sol tarafta.
Ç - Bu lafı neye dayanarak söylüyorsun?
U - Sandalyeye dayanarak.
Ç - Sence aşk nedir?
U - Aşkasının gönlünü çalmaktır.
Ç - Köpekler ne zaman ot yer?
U - İnekler et yediği zaman.
Ç - Bugünlerde neyle meşgulsün?
U - Hayatta hep boynumdan küçük işlerle uğraştım.
Ç - Peki şimdi ne yapıyorsun?
U - Tamı tamamlıyorum!
Ç - Nassı?
U - Nuhun Ankara makarnası!
Ç - Seni bu aralar hangi müzik parçası eğlendiriyor?
U - Doğuş’un, o absürd "Sevmek zorundasın. Gelmek zorundasın"ı.
Ç - İçinden ne geçti usta?
U - Tren (Kahkaha treni!)
Ç - Bu cevaplar okuyucunun hangi işine yarar usta?
U - Doğalgaz faturası ödemesine yaramayacağı gayet doğal.
Ç - Yaşlı başlı amcalar küçük kızlarla evleniyorlar, ne diyeceksiniz?
U - Toprak doyursun gözlerini diyeceğim ama çocuk pornosuyla ilgilenmiyorum.
Ç - Serdar Turgut hakkında ne söylemek istersiniz?
U - Serdar Terbiyeme iyi gelmese de, kalbime iyi geliyor. Hayvanlar aleminde Tom ve jery beni nasıl güldürüyorsa insanlar aleminde de Serdar…
Ç - Peki silah taşıyor musun?
U - Şiir taşıdığım için silah taşımıyorum.
Ç - Hangi kanalı izliyorsun usta?
U - Benim TV sadece Süveyş Kanalını çekiyor!
Ç - Bir çarşaftan kaç metrekare siyasi rant çıkar?
U - Onu Sayın Baykal’ a sorabilirsiniz.
Ç -"Sun-i yerliler"i sayar mısınız?
U - Fazıl Say say bitmez…
Ç - Arkeologların fırçası gibi yumuşak ve nazik dokunuşlar yapıyorsun.
U - Bazı konular umumi tuvaletlerde ki maşraba gibidir herkes dokunur.
Ç - Cevaplarınız bitti mi usta?
U - Bitti de otunu yoluyoruz!
Usta- Ya ayaklarımın üzerindeyim ya da başımın altında.
Ç - Nasılsın peki?
U - Yiyip içip, aç aç dolaşıyoruz işte.
Ç - Okuyucular merak eder nerelisin usta?
U - Öfkeli’yim. Tam içinden.
Ç - Uçaklar nasıl uçuyor usta?
U - Şunu diyebilirim ki hiçbir uçak mutluluktan uçmadı bu zamana kadar.
Ç - Vali kimdir?
U - Ölü sayısının artmasından endişe eden yetkililerin başında gelir.
Ç – Bunlar da kim?
U – Bunlar da Arda’nın ardadaşları.
Ç - Büyükçekmeceliler Büyükçekmece de nasıl yaşıyorlar?
U - Onu önce Küçükçekmecelilere sorsana.
Ç - Cehennmem nerede usta?
U - Cehennem sol tarafta.
Ç - Bu lafı neye dayanarak söylüyorsun?
U - Sandalyeye dayanarak.
Ç - Sence aşk nedir?
U - Aşkasının gönlünü çalmaktır.
Ç - Köpekler ne zaman ot yer?
U - İnekler et yediği zaman.
Ç - Bugünlerde neyle meşgulsün?
U - Hayatta hep boynumdan küçük işlerle uğraştım.
Ç - Peki şimdi ne yapıyorsun?
U - Tamı tamamlıyorum!
Ç - Nassı?
U - Nuhun Ankara makarnası!
Ç - Seni bu aralar hangi müzik parçası eğlendiriyor?
U - Doğuş’un, o absürd "Sevmek zorundasın. Gelmek zorundasın"ı.
Ç - İçinden ne geçti usta?
U - Tren (Kahkaha treni!)
Ç - Bu cevaplar okuyucunun hangi işine yarar usta?
U - Doğalgaz faturası ödemesine yaramayacağı gayet doğal.
Ç - Yaşlı başlı amcalar küçük kızlarla evleniyorlar, ne diyeceksiniz?
U - Toprak doyursun gözlerini diyeceğim ama çocuk pornosuyla ilgilenmiyorum.
Ç - Serdar Turgut hakkında ne söylemek istersiniz?
U - Serdar Terbiyeme iyi gelmese de, kalbime iyi geliyor. Hayvanlar aleminde Tom ve jery beni nasıl güldürüyorsa insanlar aleminde de Serdar…
Ç - Peki silah taşıyor musun?
U - Şiir taşıdığım için silah taşımıyorum.
Ç - Hangi kanalı izliyorsun usta?
U - Benim TV sadece Süveyş Kanalını çekiyor!
Ç - Bir çarşaftan kaç metrekare siyasi rant çıkar?
U - Onu Sayın Baykal’ a sorabilirsiniz.
Ç -"Sun-i yerliler"i sayar mısınız?
U - Fazıl Say say bitmez…
Ç - Arkeologların fırçası gibi yumuşak ve nazik dokunuşlar yapıyorsun.
U - Bazı konular umumi tuvaletlerde ki maşraba gibidir herkes dokunur.
Ç - Cevaplarınız bitti mi usta?
U - Bitti de otunu yoluyoruz!
2 Kasım 2009 Pazartesi
Nerde Kaldın?
Öldün mü, kaldın mı?
Hayatta kaldım.Evde kaldım.Sevgilide kaldım.Aşkta kaldım.
Parasız kaldım.Çocuklukta kaldım..Onda kaldım.Bunda kaldım.
En çokda sende kaldım.
Öldün mü, kaldın mı?
Öldümde kaldım.
Küstümde kaldım.Yalnız kaldım.Sevgisiz kaldım.
Arkada kaldım. Arkadaşsız kaldım.Yabancı kaldım.
Mesaide kaldım.Acıda kaldım.
Aç kaldım, açıkta kaldım.Yarıda kaldım.
Öldün mü, Kaldın mı?
Sözde kaldım.Yazıda kaldım.Şiirde kaldım.
Boşta kaldım.Boşlukta kaldım.
İşte kaldım.Düşte kaldım.Düştümde kaldım.
Issız kaldım.Fransız kaldım.
En çokta sensiz kaldım.
Tutuklu kaldım.Susuz kaldım.Takılıp kaldım.
Yersiz yurtsuz kaldım.Kandımda kaldım.
Kapıda kaldım. Sağ kaldım. Sağlıcakla kaldım.
20 Ekim 2009 Salı
Yiyişmeli Kombi!
-Ne iş yapıyorsun?
-Valiyim.
-Hım, sen valiysen bende başbakanım.
-Mesleğin ne?
-Valiyim dedimya.
(Valilik meslek değil ki 'mesleğin yoksa kimliğinde yok 'der. Hz Musa)
-Kimliğim de yok gerçekten.Korudaki korumalarımda.Eşofmanlarımla pinpon oynuyorduk.
-Eşofmanlarınla oynayabiliyordunda bu hanımın ne işi var arabada?
Hanımın çiftliği mi burası?
-Yok dağ başı.Pinponu yanlız başına mı oynasaydım.
-Dağ başında ve arabanın içinde!İlginç!
-Bi zahmet merkeze alalım sizi.
-Merkez valisi değilim ki!
-Yok karakola. Merkeze sonra gidersiniz artık.
-Gelemem. Pinpon maçım var,sahura kadar buradayım.
-Pinpon oruç bozar mı?
-Oynarsan bozmaz.yersen bozar.
Yersen..
18 Ekim 2009 Pazar
Hangi
Başını pisliyor diye
Hangi dağ kuşlara boyun eğdi ki!
Hangi yağmurdan martıların haberi olmadı
Hangi kendi düşen ağlamadı ki
Hangi toprak yaprak altında kaldı
Hangi deprem, hangi fırtına, hangi korku
dualarımızı almadı ki
Hangi temiz el öpülmedi
Hangi gönül ferman dinledi
Hangi gözyaşı yanakta kaldı ki
Heyhat!
Hangi kaldırım benim kadar ezilmiş
Ve
Hangi dağ benim kadar başkaldırmıştır!
Hangi dağ kuşlara boyun eğdi ki!
Hangi yağmurdan martıların haberi olmadı
Hangi kendi düşen ağlamadı ki
Hangi toprak yaprak altında kaldı
Hangi deprem, hangi fırtına, hangi korku
dualarımızı almadı ki
Hangi temiz el öpülmedi
Hangi gönül ferman dinledi
Hangi gözyaşı yanakta kaldı ki
Heyhat!
Hangi kaldırım benim kadar ezilmiş
Ve
Hangi dağ benim kadar başkaldırmıştır!
17 Ekim 2009 Cumartesi
Cehennem diğer insanlardır
“Cehennem diğer insanlardır” düşünür Satre’nin bu sözüne karşılık denilebilir ki; nerede insan varsa cehennem oradadır.
Evet, cehennem hayatınızı zindan eden eşiniz… Tavuğunuzu kaz gören komşunuzdur.
Kirasını ödemeyen kiracınız, huzur vermeyen ev sahibiniz, öğretemeyen öğretmeninizdir.
Cehennem kendini velinimetten sayan müşterinizdir.
Cehennem sigortasız işçi çalıştıran patronunuzdur.
“İşçiler kardeş, patronlar kalleş” diyen işçilerdir..
”Ağaya olursa yanarım. Marabaya olursa ekmek banarım” diyendir.
Cennetten kovulanı biliyoruz da cehennemden kovulanı duymadık. O yakanı bırakmaz…
Cehennem “ölülerden medet ummayın” diyen Atatürk’ün Anıtkabrine şikayete gidenlerdir.
Cehennem trafik kurallarına uymayanlardır. Yerlere tükürenlerdir. Çöpünü yere atanlardır.Atletiyle balkonda oturandır.Cehennem alkol almadan yazı yazamayan yazarlardır. Cehennem adil olmayan yöneticidir.
Cehennem içimizdeki doymak bilmeyen arsız nefsimizdir. Kaba insanlardır. Çocuklarına oyuncak silah alan anne –babalardır. Kalp kırandır, beddua edendir.
Cehennem iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırandır. Öküzün altında buzağı arayandır.
Züccaciye dükkanına giren fildir.
Lafı uzatmaya gerek yok.Bu yazıya kızdınızsa, sizin de cehennenminiz benim.
Cehennem hayatınızı cehenneme çeviren herşeydir. Şayet çevirilebiliyorsa siz onu diğer tarafa da çevirebilirsiniz. Yani cennete.
Modern Vecizeler
Kuzular yazmaya başlayınca,
çimenler toprağın altına gizlenir
***
Özel bir Radyodan arıyorlar:
-Alo Fm'dim.
***
Öğüt ; Yazmaya birşey bulamazsan
Toprak Mahsülleri Ofisinden,
bir kaç kilo "hayal mahsülü" al.
***
Mahallenin bütün hırsızlarını toplayın.
Bu gece "felekten bir gece çalacağız"
***
Bir saattir bulmacanın başındayım,
aklıma bir türlü "us" gelmiyor.
***
Çok nazik bir köylü o,
toprağı bile kazmaya kıyamaz.
***
Nazar etme ne olur,
Çal-ışsenin de olur.
***
Benim dağarcığım, senin darağacına karşı ama...
***
Büyüklerimiz evden çıkarken "akıllı olun" der,
Deli olmak için bunca sebep varken.
***
Bir yürek burkulur bir bilek bükülünce...
***
Genelde hep böyle yapar Kanal D
***
Bu "parçayı" Ayşegül Tecimer için çalıyoruz.
***
O madenci senin kazma olduğunu nerden anladı?
***
Siyahın üzerine düşen beyaz ancak leke olur
***
Bugün kendine bir iyilik yap
Şeytanın dediğini yapma
***
Tüfek icat oldu,
Kargaların morali bozuldu.
***
Onun ölüm haberini aldık.
Medya sağolsun.
***
Öyle dost olsa,
Ben onu dış cebimden alıp iç cebime koyardım düşmesin diye...
***
Hey arılar!
Bu kadar gurulanmayın...
O kadar oğul bizde de var.
***
Sana göre bar sahibi olunmadan
itibar sahibi olunmuyor öyle mi?
***
Aha şu dağ senin tepe tepe kullan.
***
Sizin döşemeniz benim tavanım oluyor ama.
***
Bizim inancımıza göre ,
domuzdan ne koparırsan zarardır.
***
Irmaklar denizle birleşince yok olmak istemez,
onun için ortalığı bulandırırlar.
***
Hayakopterler çekip gitmiş bu diyardan.
Geriye utanmazlık kalmış.
***
Çareler konuşunca ,
Dertlere susmak düşer.
***
Abi sen nasıl öleceksin,
sende ruh yok bir kere...
***
Bu dertleri bandoyla mı karşıladık, tef et gitsin.
***
Anahtarlar kendini kolay bulabilselerdi,
anahtarlığa takılmazlardı!
***
Sahte denizlerde gerçek inciler bulunmaz.
***
Duman için zor olmasa gerek,
isli bir bacanın içinden geçmek...
***
Yaz gelince ilkbahara gitmek düştü.
***
Hep karıştırıyorum; yırtık bir pencereye,
kırık bir perdeden bakınca!
***
Sen rahatsız olma uykum,
ben seni kaldırırım...
***
İmam-hatipleri kapatalım!
Cenaze namazını generaller kıldırsın!
***
Bak, üstüne basa basa söylüyorum.
Ayağımın altında dolaşma.
***
Ne kadar da yakınız böyle
uzaktan kumandalara...
***
Abi sen nasıl öleceksin,
Sende ruh yok bir kere!
***
Herşeyi orjinal bir tek kravatı takma.
***
Dünyanın uydusu ne?
Ay!
Yaa...
***
O küçük bir böcek...Ya sen?
***
Kısırdöngüler sürprizlere gebe!
***
İnsan topuğu yememiş çiğdem der ki;
"Ben alayım, benden ala çiçek var mı?
***
Alçak huzurunuzdan, yüksek müsadenizle efendim...
***
Aklıma küçük bir şey geldi.
Çok büyük bir iş yapmam lazım
***
Sıcak gülüşleri yetmedi
yüzündeki buzdağını eritmeye...
***
Birbirini yeterince sevebilselerdi,
mıknatısa ihtiyacı olmazdı toplu iğnelerin...
***
Yerden göğe kadar haklısın
Zürafa amca...
***
Güneş odayı terkederken,
sıcaklığını da beraber götürür.
***
Hangi ineğin umurunda; yağmur yağmamış,
otlar yeşermemiş, mevsim kış...
***
Şarapnel parçaları mı arıyorsun
harakiri yapanda...
***
Siyasetçiler lacivertlerini giyip,
pembe laflar etmeyi severler.
***
Hamam böcekleri de banyo yapmıyorlar ama
onlar da hamamda yaşıyorlar.
***
Dıkandım ha...
Yok henüz kartallar gibi tüy dökme mevsimim gelmedi.Gelince söylerim.Zorunlu bir ayrılıktı. Ellibes.org adlı veb sitesini kapatınca yapım aşamasında daha profosyonel www.mysamsun.com sitesini beklerken meğer birkaç blok ötedeymiş,blogger. İyi ki varsın. Benim gibi fikir fakiri bir 'yazı şovmeni'olaylara nasıl bön bön bakabilir ki.
'Yazmak adet kanaması gibidir huysuzluk yapar.'ya aslında yazmamakta öyle. Yazı kabızı oldum yazmaya yazmaya. Dıkandım ha!Üstelik benim gibi şair olmaya çalışan bir mizah yazarıysanız.
Gündem o kadar yoğun ki. Sırf konu başlıklarını alt alta koysanız sayfanız dolar. İskandinav ülkelerinin birinde yaşamıyoruz ki,gündem hep aynı olsun. Ama burası çetrefilli bir coğrafya. Konu sıkıntısı mı o da ne? Ülkemiz konu açısından humuslu toprak gibi çok verimli gerçekten; Başkan Obama'ya nobel verilmesi(bizimle ne ilgisi var derseniz.Var.) Irak,Af-Pak,İsrail'le Ayrılık, Serdar turgut, Cem uzan için elveda rumeli,tekrar Serdar turgut,Gazeteler,Kim beşyüz milyar istemez ki, Birbirimizi yemekteyiz, Ermeni açılımı, Suriye, Paket,açılım her neyse. Asıl kendi gündemimizde neler var onlara bakacağız.
Bu arada parağraf aralıklarını koydum. Gürbüz Azak bu aralıkların okuyucuyu dinlendirdiğini söylemişti bana. Yorulmadınız ya...
'Yazmak adet kanaması gibidir huysuzluk yapar.'ya aslında yazmamakta öyle. Yazı kabızı oldum yazmaya yazmaya. Dıkandım ha!Üstelik benim gibi şair olmaya çalışan bir mizah yazarıysanız.
Gündem o kadar yoğun ki. Sırf konu başlıklarını alt alta koysanız sayfanız dolar. İskandinav ülkelerinin birinde yaşamıyoruz ki,gündem hep aynı olsun. Ama burası çetrefilli bir coğrafya. Konu sıkıntısı mı o da ne? Ülkemiz konu açısından humuslu toprak gibi çok verimli gerçekten; Başkan Obama'ya nobel verilmesi(bizimle ne ilgisi var derseniz.Var.) Irak,Af-Pak,İsrail'le Ayrılık, Serdar turgut, Cem uzan için elveda rumeli,tekrar Serdar turgut,Gazeteler,Kim beşyüz milyar istemez ki, Birbirimizi yemekteyiz, Ermeni açılımı, Suriye, Paket,açılım her neyse. Asıl kendi gündemimizde neler var onlara bakacağız.
Bu arada parağraf aralıklarını koydum. Gürbüz Azak bu aralıkların okuyucuyu dinlendirdiğini söylemişti bana. Yorulmadınız ya...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















