Çekirge- Mesleğinizi öğrenebilir miyiz Usta?
Usta- Meslek sırrı Çekirge!
Ç- Nerede yaşıyorsunuz?
U- Solfasol’da!
Ç- Kendiniz nasıl tanımlarsınız peki?
U- İyi huylu tümör!
Ç- Uğraştığınız bir şey var mı?
U- Cılkını çıkarttığımız işleri cılkına geri koymaya çalışıyorum!
Ç- Motora bindiniz mi hiç?
U- Google arama motoruna binmiştim en son!
Ç- Sizin de kızdığınız kimseler oluyor mu?
U- Soyadından önce mal varlığını sayanlar özellikle.
Ç- Yalan söyler misiniz?
U- Eğri otururum ama doğru söylerim!
Ç- Yaptığınız bir iş var mı peki?
U- Herkesin işi başında aşkın olur. Benim ise başım işimden aşkın!
Ç- Peki iyiliksever misiniz?
U- İyilik sayılır mı bilmem; geçen gün bir uğurböceğini eline aldım. Onun üç günde gideceği yolu bir dakikada ulaştırdım. Gerçi nereye gideceğini bilmiyordum ama.
Ç- Uzattığınız bir şey var mı?
U- Hayatı uzatıyorum diyebilirim hatta sündürüyorum!
Ç- Meraklı biri misiniz?
U- Kedi olalı bir fare yakalamak nasıl bir duygu hep merak ederim!
Ç- Folklor veya halk oyunları oynar mısınız?
Ç- Özellikle halk oyunları oynarım. Halkın sağlığıyla oynarız!
Ç- Bilmediğiniz bir şey var mı?
U- Tenyalarımdan ne zaman vazgeçeceğimi bilemiyorum!
Ç- Mecliste vekiller ne yaparlar usta?
U- Sol anahtarsız “Kanun taksimi” yapar çekirge!
Ç- Heyecanınızı öldüren şey nedir?
U- Bir kafa dolusu boş kafa!
Ç- Küfür eder misiniz?
U- Etmem, ama bazılarını görünce nedense gelmişini geçmişini hatırlarım!
14 Ekim 2011 Cuma
12 Ekim 2011 Çarşamba
10 Ekim 2011 Pazartesi
9 Ekim 2011 Pazar
7 Ekim 2011 Cuma
5 Ekim 2011 Çarşamba
4 Ekim 2011 Salı
Çekirge - Usta Diyalogları 12
Çekirge- Nerelisiniz usta?Usta- Düz-c!
Ç- Peki nerede yaşıyorsunuz?
U- Uzakistanda!
Ç- Sevdiğiniz bir kahvaltılık var mı?
U- Uyku tulumsuz kahvaltı düşünemiyorum!
Ç- Peki mesleğiniz?
U- Hava Bükücülüğü yapıyorum!
Ç- Spor yapar mısınız?
U- Elbette! Sabahları fikir jimnastiği yapıyorum!
Ç- Herhangi bir cemiyete ve cemaate üye misiniz?
U- Elbette! Otobüslerde ters oturup geriye doğru ileriye gitmekten hoşlanmayanlar cemiyetine üyeyim!
Ç- Bizi birbirimize bağlayan en önemli şey nedir sizce?
U- Kuzey Anadolu Fay hattı!
Ç- Öküzle Trenin en uygun buluşma yeri neresidir?
U- Hemzemin geçit!
Ç- Mizahçılar genelde muhalif olurlar. Sizde bu hastalığa yakalandınız mı?
U- Dil çürük dişin etrafında dolaşırmış bizimki de o hesap!
Ç- Kızdığınızda ne dersiniz?
U- Hoşyer Zebari derim!
Ç- Şeytana hiç uydunuz mu?
U- Hiç yapmadığım bir şey! Sadece bana eşlik edecek kimseyi bulamıyorum!
Ç- Üzerinde çalıştığınız bir proje var mı?
U- Suya düşen umutlar nasıl kurtulur. Bu konuda çalışıyorum!
Ç- Medyada aşırı solcular fanatikleşiyor sizce neden?
U- Medyada metre kareye düşen solcu sayısı azaldığından!
Ç- Bu yüzden mi her ota b.ka eylem düzenliyorlar?
U- Bu gidişle sütü asimile eden yoğurtçuları da protesto ederler onlar!
Ç- Şu an okuduğunuz bir kitap var mı?
U- Kitapçıya; Şu "içimdeki öküze o'ha" diyecek bir kitap var mı, dedim. O da "içinde ki öküz nasıl kısırlaştırılır" adlı kitabı verdi. Onu okuyorum!
Ç- Yazılarınız insanlar üzerinde nüfuz edebiliyor mu? Tepkiler nasıl?
U- En çok mezar kazıcıları derinlemesine nüfuz eder. Ben değil!
Ç- Paçozluğu nasıl değerlendiriyor sunuz?
U- Ülkemizde hala içine orman girmemiş "baltalar" mevcut!
Ç- Emin olduğunuz bir şey var mı?
U- Onca yaşanmışlığı bırakıp buz gibi toprağa bedenimizi bıraktığımızda zannetmiyorum ki tüylerimiz diken diken olsun. İşte bundan eminim!
Ç- Peki kendinizi nasıl tanımlarsınız?
U- Dünyayı kendinden soğutan adam, diyebiliriz!
3 Ekim 2011 Pazartesi
17 Ağustos 2011 Çarşamba
Bülent Akyürek yazmayı bıraktı
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme!
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun, etme!
Teoman müziği bırakır. Arda Turan Galatasaray’ı bırakır. Bülent abi (kızlar gibi konuştum) yazmayı bırakır. Yazarlığı mı demem gerekiyordu yoksa. Neyiniz var kuzum sizin? Ben de okumayı bıraksam olur mu? Korsana kız, yazmayı bırak. Gavura kız, orucu bırak. Pireye kız, yorganı bırak. Kızıyorum bak! Hem daha karpuz kesecektik!
Bülent Abi; küfür üretme merkezinden (ateizm) den ayrılıp hidayete erenlerden.
Bir ömür boyu saatim çalışmış ben durmuşum.
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.
Diyen Necip Fazıl gibi “gökyüzüyle” sonradan tanışanlardan.
Bülent Abi hidayete ermiş, iyi bir dindar olmuş, gazetemizde bir köşe verelim, demezler. Hatta hoşlanmazlar senin gibi “sivri” dillere iş vermeyi. Gerçi seninde yakası açılmadık argo kültürüne eline su dökecek kimse yoktur ya! Neyse ki şimdi ki gençler sever böyle şeyleri. Hele şu “penis müzesi” tabiri şeytanı kıskandıracak cinstendi. Ben yıllarca Serdar Turgut okurum böyle bir cümle görmedim. Aslında fenada olmazdı şu korsan kitap, cd basanları o müzede balmumu heykellerini sergilemek.
Tokat’tan mı geliyonda kız sen Almuslu’musun?
Ben sana varacağımda söyle namuslu musun?
Namusu sadece kızlarda arama kolaycılığının sonucu…
Cüneyt Özdemir; devlet 200 bin dolar extra alan sanatçıyı koruyor. Asgari ücretliye de sen orijinal cd ve kitap alacaksın, diyor.
İki kitap yazmış biri olarak korsana, emek hırsızlarına, intihallere elbette karşıyım. Çarşı- Pazardan çakma tekstil ürünleri alanlar kitabın telif hakkını mı düşüneceğini zannediyoruz. Her şeyi kitabına uyduran toplumda etik değerler aramak nafile çaba olsa gerek. Kabak baklava çalan çocuklara patlıyor.
Somali’ye “barış elçisi” olarak Nihat Doğan’ı gönderen bir ülkede senin yazmayı bırakman normal sayılabilir aslında. Ormanların gümbürtüsü başıma vuruyor! (gereksiz cümle) Nihat Doğan gerçek mi? Her şeyimiz çakma tabutumuz bile neyse ki o çiviyle çakma!
Sabah namazına kalkma işini hallettik! Onda problem yok. Bırakırsan, peki biz Öğlen namazına nasıl kalkarız hiç düşündün mü? İçimizde ki öküze nasıl o’ha deriz. Nasıl sakinleştiririz o öküzü. Öküz bu, sadece trene baksa gene iyi.(yüklemsiz cümle) Zaten kişisel gelişimimizi tamamlayamadık. İçimizde Mümin Sekman kırdı bu yüzden!
Sen bizim Nihat Genç’imizsin. Esra Elönü’müzsün. Erkek Feride’mizsin.
Yazmakla üzmek eş anlamlıya; sen yazarak başkaların üzdün, yazmayı bırakarak bizi. Yazmak tiyatro tozu yutmak gibi bırakamazsın. Ha belki yazmayı değil de yayınlamayı bırakabilirsin. Bu arada kafanı dinlersin. Olur ya Nobel getirecek kitaplar bile yazabilirsin.
Kitap yazıp satarak geçimini sağlayan bir yazar. Yazmayı bırakırsa geçimini nasıl sağlar? 4X4 jipe binme telaşındaki yazar için geçerli bu soru. Yoksa bir hırka bir lokma ekmek telaşında ki yazar için değil. Mesleğin yoksa kimliğinde yok, der Hz. Musa. Sosyal paylaşım sitelerinde insan ne kadar ünlü olabilir ki. Ya da ne kadar kalıcı olur? Olur mu, olur!
Samsun’ da on kadar kitap yazan arkadaşımın ünü Havza ilçesinden öte gidemiyor.
Yazmak var etmektir. Bak ben bile yazdım.
Gazan mübarek olsun.
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun, etme!
Teoman müziği bırakır. Arda Turan Galatasaray’ı bırakır. Bülent abi (kızlar gibi konuştum) yazmayı bırakır. Yazarlığı mı demem gerekiyordu yoksa. Neyiniz var kuzum sizin? Ben de okumayı bıraksam olur mu? Korsana kız, yazmayı bırak. Gavura kız, orucu bırak. Pireye kız, yorganı bırak. Kızıyorum bak! Hem daha karpuz kesecektik!
Bülent Abi; küfür üretme merkezinden (ateizm) den ayrılıp hidayete erenlerden.
Bir ömür boyu saatim çalışmış ben durmuşum.
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.
Diyen Necip Fazıl gibi “gökyüzüyle” sonradan tanışanlardan.
Bülent Abi hidayete ermiş, iyi bir dindar olmuş, gazetemizde bir köşe verelim, demezler. Hatta hoşlanmazlar senin gibi “sivri” dillere iş vermeyi. Gerçi seninde yakası açılmadık argo kültürüne eline su dökecek kimse yoktur ya! Neyse ki şimdi ki gençler sever böyle şeyleri. Hele şu “penis müzesi” tabiri şeytanı kıskandıracak cinstendi. Ben yıllarca Serdar Turgut okurum böyle bir cümle görmedim. Aslında fenada olmazdı şu korsan kitap, cd basanları o müzede balmumu heykellerini sergilemek.
Tokat’tan mı geliyonda kız sen Almuslu’musun?
Ben sana varacağımda söyle namuslu musun?
Namusu sadece kızlarda arama kolaycılığının sonucu…
Cüneyt Özdemir; devlet 200 bin dolar extra alan sanatçıyı koruyor. Asgari ücretliye de sen orijinal cd ve kitap alacaksın, diyor.
İki kitap yazmış biri olarak korsana, emek hırsızlarına, intihallere elbette karşıyım. Çarşı- Pazardan çakma tekstil ürünleri alanlar kitabın telif hakkını mı düşüneceğini zannediyoruz. Her şeyi kitabına uyduran toplumda etik değerler aramak nafile çaba olsa gerek. Kabak baklava çalan çocuklara patlıyor.
Somali’ye “barış elçisi” olarak Nihat Doğan’ı gönderen bir ülkede senin yazmayı bırakman normal sayılabilir aslında. Ormanların gümbürtüsü başıma vuruyor! (gereksiz cümle) Nihat Doğan gerçek mi? Her şeyimiz çakma tabutumuz bile neyse ki o çiviyle çakma!
Sabah namazına kalkma işini hallettik! Onda problem yok. Bırakırsan, peki biz Öğlen namazına nasıl kalkarız hiç düşündün mü? İçimizde ki öküze nasıl o’ha deriz. Nasıl sakinleştiririz o öküzü. Öküz bu, sadece trene baksa gene iyi.(yüklemsiz cümle) Zaten kişisel gelişimimizi tamamlayamadık. İçimizde Mümin Sekman kırdı bu yüzden!
Sen bizim Nihat Genç’imizsin. Esra Elönü’müzsün. Erkek Feride’mizsin.
Yazmakla üzmek eş anlamlıya; sen yazarak başkaların üzdün, yazmayı bırakarak bizi. Yazmak tiyatro tozu yutmak gibi bırakamazsın. Ha belki yazmayı değil de yayınlamayı bırakabilirsin. Bu arada kafanı dinlersin. Olur ya Nobel getirecek kitaplar bile yazabilirsin.
Kitap yazıp satarak geçimini sağlayan bir yazar. Yazmayı bırakırsa geçimini nasıl sağlar? 4X4 jipe binme telaşındaki yazar için geçerli bu soru. Yoksa bir hırka bir lokma ekmek telaşında ki yazar için değil. Mesleğin yoksa kimliğinde yok, der Hz. Musa. Sosyal paylaşım sitelerinde insan ne kadar ünlü olabilir ki. Ya da ne kadar kalıcı olur? Olur mu, olur!
Samsun’ da on kadar kitap yazan arkadaşımın ünü Havza ilçesinden öte gidemiyor.
Yazmak var etmektir. Bak ben bile yazdım.
Gazan mübarek olsun.
26 Mayıs 2011 Perşembe
Çekirge - Usta Diyalogları 11
Çekirge- Usta öncelikle ne iş yapıyorsunuz öğrenebilir miyiz?
Usta- Karlı kayın ormanında odun kesiyorum!
Ç- Hayatta iniş çıkışlar yaşadınız mı? Düştünüz mü hiç?
U- Düştüm ama henüz karakutum bulunmadı!
Ç- Uğraştığınız bir meslek var mı?
U- Meslekten ithal edildim! Evet var!
Ç- Bildiğiniz bir oyun var mı? Kolbastı filan?
U- Genelde mağdurları oynarım!
Ç- Peki nerelisiniz?
U- Oralıyım, şuralıyım en çokta buralıyım!
Ç- Hayvan besler misiniz?
U- Sadece günah keçisi besliyorum!
Ç- Şu aralar ne yapıyorsunuz?
U- Taş düşürüyorum!
Ç- Peki maddi durumunuz nasıl?
U- Nasıl olsun. Fasfakiriz!
Ç- Kızdığınızda ne dersiniz?
U- Mendebur suratlı derim!
Ç- Sevdiğiniz bir renk var mı?
U- Mor ve ötesi!
Ç- Sizce Serdar Turgut balkon konuşmasını nerde yapardı?
U- Yatak odasında tabiki!
Ç- Müslüm Gürses'in sesini beğenmediğini biliyoruz.
U- Adam şarkı mı söylüyor yoksa kabız taklidi mi yapıyor belli değil!
Ç- Balık boyu için internette kampanya var "senin ki kaç santim?" diye.
U- Şu an mercimek kadar ama hamsi boyunu geçtiği zamanlarda oluyor!
Ç- İzlediğiniz dizi var mı?
U- Nazi kalbimde yaradır!
Ç- Yaptığınız bir spor dalı var mı?
U- Tenis maçı seyrederek başımı bir sağa bir sola çeviriyorum. Spor olarak iyi geliyor!
Ç- Hangi ilde yaşamak istemezdiniz?
U- Azra-il de!
Ç- Gelecek için bir projeniz var mı?
U- Olmaz mı yatacak yer arıyorum. Toprağa ihtiyacım var!
Ç- Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
U- "Mani oluyor halimi takdiri hicabım!"
17 Mayıs 2011 Salı
15 Mayıs 2011 Pazar
Kısa-Kısa Kıza-Kıza
- Çılgın proje kanal İstanbul'dan çıkan toprağı ne yapacağız? Yunanistan'a satsak adaların arasını doldursunlar diye. Bu seferde vatan toprağını satıyorlar denir olmaz. Bahçeye koysam 5 kamyon ancak alır.
Toprağı toprağa gömsek? Düşünülebilir tabi.
Durun! Bir fikrim geldi. Kanal İstanbul'dan çıkacak toprağı boğazı doldurmakta kullanalım. Nasıl fikir? Hem boğaza 3. köprü filan yapmaya da gerek kalmaz. Solcular da köprüye karşıydılar zaten. Bana destek vereceklerinden eminim.
- Büyük önder; "bir Türk dünyaya keder"dir, demiş!
Büyük sinemacı, büyük yazar, büyük devrimci, büyük büyük bağımsız aday Sırrı Süreyya Önder!
Gerçi o artık Serdar Turgut'un kalemine emanet!
- Solcu bir parti iktidar olmuş. mesela yani örneğin; bende kalkmış hükümeti protesto ediyorum, olmaz ya. Polis copu yememek için Halkevlerine sığınıyorum. Camiiye sığınacak halim yok ya! Polis haliyle öğle namazı kaç rekat diye soracak değil tabi. Karl Mark'sın Emek Değer teorisini soracak. Şak yapıştıracağım cevabı, polis apışıp kalacak!
- Ben de niye bu kadar zekiyim diyordum. Aklıma birden, Bim'in bili bili yumartalarını tükettiğim geldi.
- Ah ulan şimdi Taksim'de solcu solcu bağırmak vardı; "işçiler kardeş patronlar kalleş" diye!
- Ben böyle siyasetin ana...a...
Biri dilime biber sürsün lütfen!
- İnsan zorda kalınca kendine bir "yandaş" arıyor. Bu günlerde hele medyada çok zor.
- Vücudumda tek bir bağımsız organ var. Oysa bağımsızlık benim karakterim.
- Önce sola bakacaksın. Sonra sağa. Tekrar sola... Tekrar sol niye?
- Ağzı olan konuşuyor. Başka ne yapacaktı? Kuş mu tutacaktı?
- Sabahın kör vakti. Herkes işe yetişmek için koşturuyor. Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum.Henüz "dünya evine girmemiş" genç kızlar ellerinde telefon Allahım bir mutlular bir tebessümler bir afra tafralar. Annesi olsa ııh. Hiçbir anne kızını bu kadar mutlu edemez. Hem evden şimdi çıkmadı mı bu kız. Babası desem. Yok deve dersiniz. Ben onda değilim. Ben o saatte bir kızı bu kadar mutlu(!) eden erkeğin mizah zekasını merak ediyorum.
- Fatmagül'ün suçu ne?
Bizim suçumuz ne?
- TRT-1'de Spor spikeri; takımı ligin dibine demir atmış bir teknik direktör için; başarılı bir teknik adam diyor. Başarı buysa başarısız kime diyeceğiz? Nerede başarılı? Yatakta mı?
- İnsanlar borçlarını tıkır tıkır ödediği halde bir "yalan borcu"nu ödemiyorlar. Ne yani yalan borcum mu var size?
- Tamam. Tartışmayalım sizin parti daha büyük!
Toprağı toprağa gömsek? Düşünülebilir tabi.
Durun! Bir fikrim geldi. Kanal İstanbul'dan çıkacak toprağı boğazı doldurmakta kullanalım. Nasıl fikir? Hem boğaza 3. köprü filan yapmaya da gerek kalmaz. Solcular da köprüye karşıydılar zaten. Bana destek vereceklerinden eminim.
- Büyük önder; "bir Türk dünyaya keder"dir, demiş!
Büyük sinemacı, büyük yazar, büyük devrimci, büyük büyük bağımsız aday Sırrı Süreyya Önder!
Gerçi o artık Serdar Turgut'un kalemine emanet!
- Solcu bir parti iktidar olmuş. mesela yani örneğin; bende kalkmış hükümeti protesto ediyorum, olmaz ya. Polis copu yememek için Halkevlerine sığınıyorum. Camiiye sığınacak halim yok ya! Polis haliyle öğle namazı kaç rekat diye soracak değil tabi. Karl Mark'sın Emek Değer teorisini soracak. Şak yapıştıracağım cevabı, polis apışıp kalacak!
- Ben de niye bu kadar zekiyim diyordum. Aklıma birden, Bim'in bili bili yumartalarını tükettiğim geldi.
- Ah ulan şimdi Taksim'de solcu solcu bağırmak vardı; "işçiler kardeş patronlar kalleş" diye!
- Ben böyle siyasetin ana...a...
Biri dilime biber sürsün lütfen!
- İnsan zorda kalınca kendine bir "yandaş" arıyor. Bu günlerde hele medyada çok zor.
- Vücudumda tek bir bağımsız organ var. Oysa bağımsızlık benim karakterim.
- Önce sola bakacaksın. Sonra sağa. Tekrar sola... Tekrar sol niye?
- Ağzı olan konuşuyor. Başka ne yapacaktı? Kuş mu tutacaktı?
- Sabahın kör vakti. Herkes işe yetişmek için koşturuyor. Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum.Henüz "dünya evine girmemiş" genç kızlar ellerinde telefon Allahım bir mutlular bir tebessümler bir afra tafralar. Annesi olsa ııh. Hiçbir anne kızını bu kadar mutlu edemez. Hem evden şimdi çıkmadı mı bu kız. Babası desem. Yok deve dersiniz. Ben onda değilim. Ben o saatte bir kızı bu kadar mutlu(!) eden erkeğin mizah zekasını merak ediyorum.
- Fatmagül'ün suçu ne?
Bizim suçumuz ne?
- TRT-1'de Spor spikeri; takımı ligin dibine demir atmış bir teknik direktör için; başarılı bir teknik adam diyor. Başarı buysa başarısız kime diyeceğiz? Nerede başarılı? Yatakta mı?
- İnsanlar borçlarını tıkır tıkır ödediği halde bir "yalan borcu"nu ödemiyorlar. Ne yani yalan borcum mu var size?
- Tamam. Tartışmayalım sizin parti daha büyük!
30 Nisan 2011 Cumartesi
20 Nisan 2011 Çarşamba
15 Nisan 2011 Cuma
10 Nisan 2011 Pazar
Çekirge - Usta Diyalogları - 10
Çekirge- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Düşler aleminde gece bekçisiyim!
Ç- Dinlediğiniz bir sanatçı var mı?
U- Kahtalı Mıçe!
Ç- Peki günlük tutar mısınız?
U-“ Ezginin günlüğü” nü tutuyorum!
Ç- Hiç sarhoş oldunuz mu?
U- Birkaç kez zafer sarhoşluğu yaşadım!
Ç- Hayata dair düşünceleriniz neler?
U- Kafam öyle boş şeylerle dolu ki!
Ç- Hayatta başardığınız bir şeyler var mı?
U- Maalesef yok. Her başarı bedel istiyor!
Ç- Askerliği nerede yaptınız?
U- Erzurum’da bahriye askeriydim!
Ç- Nelerle uğraşıyorsunuz? Yeni bir kitap çalışması var mı?
U-“ Atlara su veriyorum. Daha bir seviyorum dağları!”
Ç- Kızdığınızda nasıl bir tepki verirsiniz?
U- Hadi oradan sidikli derim!
Ç- Şimdiki gençleri nasıl buluyorsunuz?
U- Daha kalın, daha kaba ve daha öfkeli!
Ç- Soğukla aranız nasıl?
U- Ben üşümüyorum ama bazen bilgisayarım donuyor!
Ç- Hayvan sever misiniz?
U- Balık hayvanını severim!
Ç- Kimseye kötülük yaptınız mı?
U- Bana iyilik yapan olmadı ki insanlara niye kötülük yapayım!
Ç- Bugünlerde çok düşüncelisiniz? Benim borçları düşünmenize gerek yok usta!
U- Bir haftanın içine ne kadar Perşembe koyacağım, onu düşünüyordum!
Usta- Düşler aleminde gece bekçisiyim!
Ç- Dinlediğiniz bir sanatçı var mı?
U- Kahtalı Mıçe!
Ç- Peki günlük tutar mısınız?
U-“ Ezginin günlüğü” nü tutuyorum!
Ç- Hiç sarhoş oldunuz mu?
U- Birkaç kez zafer sarhoşluğu yaşadım!
Ç- Hayata dair düşünceleriniz neler?
U- Kafam öyle boş şeylerle dolu ki!
Ç- Hayatta başardığınız bir şeyler var mı?
U- Maalesef yok. Her başarı bedel istiyor!
Ç- Askerliği nerede yaptınız?
U- Erzurum’da bahriye askeriydim!
Ç- Nelerle uğraşıyorsunuz? Yeni bir kitap çalışması var mı?
U-“ Atlara su veriyorum. Daha bir seviyorum dağları!”
Ç- Kızdığınızda nasıl bir tepki verirsiniz?
U- Hadi oradan sidikli derim!
Ç- Şimdiki gençleri nasıl buluyorsunuz?
U- Daha kalın, daha kaba ve daha öfkeli!
Ç- Soğukla aranız nasıl?
U- Ben üşümüyorum ama bazen bilgisayarım donuyor!
Ç- Hayvan sever misiniz?
U- Balık hayvanını severim!
Ç- Kimseye kötülük yaptınız mı?
U- Bana iyilik yapan olmadı ki insanlara niye kötülük yapayım!
Ç- Bugünlerde çok düşüncelisiniz? Benim borçları düşünmenize gerek yok usta!
U- Bir haftanın içine ne kadar Perşembe koyacağım, onu düşünüyordum!
6 Nisan 2011 Çarşamba
5 Nisan 2011 Salı
1 Nisan 2011 Cuma
6 Mart 2011 Pazar
Derelerin Kardeşliği!

Dere kardeş annemler evde yok bize yatıya gelsene.
Olur. Peki nerde yatacağız?
Bizim dere yatağı var orda yatarız.
Ama biz kardeş değilmiyiz?
O kardeşlik başka Halkların Kardeşliği gibi düşün.
He anladım.
Devrim nikahı yaparız sorun olmaz!
Derelerin kardeşliği tabirini ilk duyduğum zaman koptuğumun resmiydi. Pes artık dedim. Devrimci çevreciler aşmış kendini. Sosyalist hizmetler müdürlüğü gibi çalışyor. Cumhuriyet mitinglerinde umduğunu bulamayan "Ulusolcu" çevreler kendini dağa bayıra vurmuş anlaşılan. Sanırsınız ki bütün dereler solcu! Solcu solcu akıyor!
Dağların kardeşliği, düz ovaların kardeşliği, yamaçların kardeşliği, ormanların kardeşliği. kardeş kardeş yaşayıp gidiyorlar anlaşılan.
Gölüme dokunma. Bak ama dokunma. Dokun ama öpme. Öp ama...
Hidro Elektrik santralı (HES) kardeşliği ne yana düşer usta? HES doğrusu!
Dere kardeş sen HES'lettirecek misin? Ben HES'lettirmem kendimi. İyi de sen HES'lettirmesen ben HES'lettirmesem karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa. Bulgaristan'dan elektrik almak daha mı iyi? Alalım nede olsa eski yoldaşlar! Peki İran? İran'dan da mı elektrik alıyoruz? İran'mıyorum! İran! İran! Sular akar Türkler bakar öyle mi olsun? Ömrünü sallanan bir ampulün altında değilde avizenin altında geçir; internetin kesilmesin, beyazeşyalar tıkır tıkır çalışsın, televizyonun çalışsın. Caddeler yollar şehir pırıl pırıl olsun. Herşey dört dörtlük olsun. Ama HES olmasın. Zamanında Keban için miydi hani bu kadar büyük baraja ne lüzüm var elektriği toprağamı vereceğiz demişti ataları. Yine de Ben HES mes yaptırmam üstüme diyorsan. Hestir git! Sonuçta; ağaç ta, suda da, dere de, orman da, HES de insan için var!
Dere kardeş senin debin kaç? Debini bulabildin mi?
Yok bulamadım!
Ben de bulamadım. Bu zamana kadar kimse debi'ni bulamadı zaten! Debin kadar konuş!
Dere nehire demiş ki; senin boynun niye böyle kalın ve eğri böğrü? Nehirde kendi alüvyonumu kendim taşıdığım için demiş.
Biz Seyhun ve Ceyhun çok uzaklardan geldik; çocuklarımızı arıyoruz evden kaçtılar Seyhan ve Ceyhan. Onları gördünüz mü? Biz gördük onları Devrim Arabalarına binip Akdeniz sahillerine akıyorlar şimdi.
Yoldaş dere biz ne zaman devrimlere akacağız? Yeşilırmak kızıl akınca... Şimdi parkanı giy üşütme!
Kızılırmak solcuları, Yeşilırmak İslamcıları, Sakarya'da milliyetçileri mi temsil ediyor? Kapitalistlerin uydurması o. Dereleri siyasete alet etmesek. Birde Tersakan var onu nereye koyacağız?
Benim büyük büyük dedemin adı Ganj'mış. Şimdi emekli oldu. Torunlara bakıyor çimdiriyor onları birkaç kütük mütük ne varsa harçlık veriyor ceplerine. Bende büyüyünce Ganj olacağım! İndra Gandhileri çimdireceğim!
Dere kardeş gel seninle kardeş dere olalım, kardeş şehir gibi hani.
Olur, nerden hangi dere? Johndere deme sakın! Yok, Ankara Bendderesi!
Ben almayayım!
Çok dolaşan dere denize pislik taşır!
Küçük menderes Büyük Menderese demiş ki; abi gel biz de seninle kardeş olalım. Biz seninle zaten kardeşiz demiş abi. Küçük Menderes susmuş.
Dereyi gördüm. Hadi paçaları sıvayalım.
28 Şubat 2011 Pazartesi
Çekirge Usta diyalogları - 9
Çekirge-Merhaba nasılsın Usta?
Usta- Mahvolmaya devam ediyoruz Çekirge!
Ç- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
U- Uyuma ustasıyım!
Ç- Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
U- Çok bulunur Hint kumaşıyım!
Ç- Boş zamanlarınızda neler yapıyorsunuz?
U- Efendilik yapıyorum. Serserileri toplayıp onları "efendi" yapıyorum!
Ç- Gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz?
U- Takımdan ayrı düz koşu yapacağım!
Ç- Bugünlerde pek görünmüyorsunuz?
U- Soğuktan donmasınlar diye ortalıkta başı boş dolaşan yaşlıları belediye topladığı için evde oturuyorum.
Ç- Peki evde neler yapıyorsunuz?
U- Kusura bakıyorum! Kimse bakmayınca mecburen.
Ç- Bir hayaliniz var mı?
U- Saathane meydanında amele olmak vardı diyorum!
Ç- Hayatınızdan memnun musunuz?
U- Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete durumu!
Ç- Amerikan kültürünün etkileri konusunda gençleri uyaracak mısınız?
U- Hey dostum neden söz ettiğini bilmiyorum!
Ç- Merak ettiğiniz bir konu var mı?
U- Ölen bazı insanların şeytanları nerede şimdi?
Ç- Uçaklar ne yer Usta?
U- Uçak yemi Çekirge!
Ç- Boşanmalar arttı, evlilik müessesi tehlikede mi?
U- Düğün salonlarında çalan müziğe bakar mısınız; Hastalıkta, sağlıkta ve çapkınlıkta...
Ç- Hayatta değer verdiğiniz birşeyler var mı?
U- Yangında ilk kurtarılacak bazı fikirlerim var!
Ç- Günümüzde insanlarda utanma duygusu azaldı diyorlar.
U- Utançımız bikini kadar olunca vücudu kapatmaya yetmiyor maalesef!
Usta- Mahvolmaya devam ediyoruz Çekirge!
Ç- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
U- Uyuma ustasıyım!
Ç- Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
U- Çok bulunur Hint kumaşıyım!
Ç- Boş zamanlarınızda neler yapıyorsunuz?
U- Efendilik yapıyorum. Serserileri toplayıp onları "efendi" yapıyorum!
Ç- Gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz?
U- Takımdan ayrı düz koşu yapacağım!
Ç- Bugünlerde pek görünmüyorsunuz?
U- Soğuktan donmasınlar diye ortalıkta başı boş dolaşan yaşlıları belediye topladığı için evde oturuyorum.
Ç- Peki evde neler yapıyorsunuz?
U- Kusura bakıyorum! Kimse bakmayınca mecburen.
Ç- Bir hayaliniz var mı?
U- Saathane meydanında amele olmak vardı diyorum!
Ç- Hayatınızdan memnun musunuz?
U- Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete durumu!
Ç- Amerikan kültürünün etkileri konusunda gençleri uyaracak mısınız?
U- Hey dostum neden söz ettiğini bilmiyorum!
Ç- Merak ettiğiniz bir konu var mı?
U- Ölen bazı insanların şeytanları nerede şimdi?
Ç- Uçaklar ne yer Usta?
U- Uçak yemi Çekirge!
Ç- Boşanmalar arttı, evlilik müessesi tehlikede mi?
U- Düğün salonlarında çalan müziğe bakar mısınız; Hastalıkta, sağlıkta ve çapkınlıkta...
Ç- Hayatta değer verdiğiniz birşeyler var mı?
U- Yangında ilk kurtarılacak bazı fikirlerim var!
Ç- Günümüzde insanlarda utanma duygusu azaldı diyorlar.
U- Utançımız bikini kadar olunca vücudu kapatmaya yetmiyor maalesef!
27 Şubat 2011 Pazar
Çekirge - Usta Diyalogları 16
Çekirge- Merhaba usta neler yapıyorsunuz?
Usta- Cahilliğin elinden tuttum. Okula götürüyorum!
Ç- Şu an neredesiniz peki? U- Göğe bakma durağında otobüs bekliyoruz, Turgut Uyar'la!
Ç- Sizce İslamiyet'te şans diye bir şey var mıdır?
U- Yalnızca Sekülerizmin “kader”idir şans!
Ç- Peki dünyada ne işiniz var?
U- “Söz vermiştik” almaya geldik!
Ç- Söz verip sözünüzde durur musunuz?
U- Ancak yapamayacağıma söz veririm!
Ç- Nerede oturuyorsunuz?
U- Kaba etimin üzerinde!
Ç- Müteahhitlerin en sevdiği atasözü sizce hangisi olabilir?
U- “Eskiden buralar dutluktu!”
Ç- Depremde yıkılan çürük binalar nasıl yapılmış olabilir?
U- Sanırım kalıbına tükürerek yapılıyor çekirge!
Ç- İşleriniz nasıl?
U- Karman çorman!
Ç- Herhangi bir derneğe üye misiniz?
U- Görgüsüz yapamayanlar derneğine üyeliğim var!
Ç- Hayatta merak ettiğiniz bir şey var mı?
U- Dağa fare doğurtan ebeyi merak ediyorum!
Ç- Hayattaki bunca insanların çabaları neye benziyor böyle?
U- Kovayı sütle dolduracağım diye ineğin memelerini sıkıp durmaya benziyor!
Ç- Sizi gülümseten bir şey oldu mu?
U- Adam diyor ki; “Kumandaya TV satılır!”
Ç- En son nerede boyun eğdiniz?
U- Bürokrasi hazretlerinin önünde!
Ç- Gençlere bir öğüdünüz olacak mı?
U- Ellerini çabuk tutsunlar, öncelikle kendi ellerini!
Ç- Kitap okur musunuz?
U- Ben kitap okumam, yazarım!
Ç- En beğenmediğiniz çift?
U- Merkel-Sarkozy!
Ç- En sevdiğiniz çift?
U- Düşeş!
Ç- Cübbeli Ahmet Hoca için ne diyeceksiniz?
U- El üstünde tutulan insanlar dikkat etmeli o ellerin parmaklarının da olduğunu!
Ç- Seyahat sever misiniz?
U- Ben en çok ölümden sonraki yolculuğu merak ediyorum. Hangi şehirlere uğracağız!
Ç- Hobileriniz?
U- Koli bandının ucunu bulmaya çalışmak!
Ç- Kişisel gelişimciler den öğrendiğiniz en önemli figür ?
U- Ciguli gibi sürekli gülümsemek!
Ç- Yanıyoruz galiba usta, yanık kokusu alıyorum.
U- Bağrım yanık çekirge bağrım yanık!
17 Aralık 2010 Cuma
16 Aralık 2010 Perşembe
15 Aralık 2010 Çarşamba
13 Aralık 2010 Pazartesi
Çekirge- Usta Diyalogları - 8
Çekirge- Usta öncelikle memleketinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Ölü öküz kasabasından!
Ç- Peki nerede yaşıyorsunuz?
U- Aşk/entte yaşıyorum!
Ç- Mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
U- Can pazarında seyyarım!
Ç- Keyif?
U- Uzun zamandır uğramıyor!
Ç- Günleriniz nasıl geçiyor?
U- Hiç ölmeyecek gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi yine dünyaya çalışıyorum!
Ç- Yurtdışında kaldınız mı hiç?
U- Kalmadım gülüp geçtim sadece.
Ç- Size Sadem diyebilir miyim?
U- Adem’i tercih ederim.
Ç- En sevdiğiniz sebze?
U- Omurilik soğanı!
Ç- Beslediğiniz bir hayvan var mı?
U- Talih kuşu besliyorum!
Ç- Birine kızdığınızda nasıl tepki verirsiniz?
U- “Behni kafa” derim!
Ç- En son okuduğunuz kitap?
U- Haliçten Gazel Okuyan Simonlar!
Ç- Camilere yardımda size hangi sözler etkili oluyor?
U- Yaşlı bir amcanın: “Ne verirsen elinle o gelir seninle” veciz sözü.
Ç- Hobileriniz nelerdir?
U- Malazlar kibritini elimle çevirmek!
Ç- “Bırakın hayatınız altüst olsun. Altının üstünden daha iyi olmadığı ne malum” sözü hakkında ne diyeceksiniz?
U- Bu kişisel gelişim şeysini ben bir kez denedim. Altının daha iyi olmadığını gördüm.
Ç- Şu yaşadığımız çağa hangi adı verebiliriz?
U- Kendine yontma taş devrinden, otoriteyi cilalama taş devrine geçtik!
Ç- Ölünce hangi mezarlıkta yatacaksın?
U- Kırık kalpler mezarlığında!
Usta- Ölü öküz kasabasından!
Ç- Peki nerede yaşıyorsunuz?
U- Aşk/entte yaşıyorum!
Ç- Mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
U- Can pazarında seyyarım!
Ç- Keyif?
U- Uzun zamandır uğramıyor!
Ç- Günleriniz nasıl geçiyor?
U- Hiç ölmeyecek gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi yine dünyaya çalışıyorum!
Ç- Yurtdışında kaldınız mı hiç?
U- Kalmadım gülüp geçtim sadece.
Ç- Size Sadem diyebilir miyim?
U- Adem’i tercih ederim.
Ç- En sevdiğiniz sebze?
U- Omurilik soğanı!
Ç- Beslediğiniz bir hayvan var mı?
U- Talih kuşu besliyorum!
Ç- Birine kızdığınızda nasıl tepki verirsiniz?
U- “Behni kafa” derim!
Ç- En son okuduğunuz kitap?
U- Haliçten Gazel Okuyan Simonlar!
Ç- Camilere yardımda size hangi sözler etkili oluyor?
U- Yaşlı bir amcanın: “Ne verirsen elinle o gelir seninle” veciz sözü.
Ç- Hobileriniz nelerdir?
U- Malazlar kibritini elimle çevirmek!
Ç- “Bırakın hayatınız altüst olsun. Altının üstünden daha iyi olmadığı ne malum” sözü hakkında ne diyeceksiniz?
U- Bu kişisel gelişim şeysini ben bir kez denedim. Altının daha iyi olmadığını gördüm.
Ç- Şu yaşadığımız çağa hangi adı verebiliriz?
U- Kendine yontma taş devrinden, otoriteyi cilalama taş devrine geçtik!
Ç- Ölünce hangi mezarlıkta yatacaksın?
U- Kırık kalpler mezarlığında!
3 Aralık 2010 Cuma
2 Aralık 2010 Perşembe
1 Aralık 2010 Çarşamba
30 Kasım 2010 Salı
Çekirge – Usta Diyalogları-7
Çekirge- Usta öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Kaptanlık yapıyorum. Lafla peynir gemisini yüzdürüyorum!
Ç- Peki bu sene kurbanınızı nereden aldınız?
U- Dingo’nun ahırından!
Ç- Hangi sosyal sorumluluk projesinde yer aldınız?
U- “Anne beni lokuma gönder” projesinde!
Ç- Müzikle aranız nasıl?
U- 20’lik dişim çıkalı epey oldu ama henüz bir ‘müzik kulağım’ yok!
Ç- 10 Kasımda ne yaptınız?
U- O mahur beste çalarken, Müjgan’la biz ağlaşırdık!
Ç- Farz edin ki ıssız bir adadasınız. Yanınıza üç şey alsaydınız bu ne olurdu?
U- Üç tas hoş has kayısı hoşafı!
Ç- Çaresiz kaldığınızda ne yaparsınız?
U- Mayıl mayıl bakarım!
Ç- Ayda kaç lira kazanıyorsunuz?
U- Ay’ da yerçekimi olmadığı için biraz düşük tabiî ki!
Ç- Boş zamanlarınızda kitap okuyorsunuz dur herhalde?
U- Hayır tabi ki, doğmamış çocuğa don biçiyorum!
Ç- Devletten bir isteğiniz var mı?
U- Gölge etmesin başka bir şey istemem!
Ç- Hoşlanmadığınız renk var mı?
U- Ecevit mavisi!
Ç- Kızdığınızda ne dersiniz?
U- ‘Kemsük ağızlı’ derim!
Ç- Peki cesaretiniz var mı, cesur musunuz?
U- Cahiller cesur olurmuş. Ben genelde tırsağımdır!
Ç- İçinde bulunduğumuz durum size acı veriyor mu?
U- Vermez mi ‘acı’ çok cömerttir, elinde olduğunda esirgemiyor!
Ç- Okula gittiniz mi, tahsiliniz?
U- Ben okula bütün organlarımı götürmüyordum.‘Ayaklarımı götürüyordum kafamı değil’
Ç- Dostunuz sizin kalbinizi kıracak laf ederse?
U- Onun lafını kaldırabilirim. Çünkü vitamin kullanıyorum!
Usta- Kaptanlık yapıyorum. Lafla peynir gemisini yüzdürüyorum!
Ç- Peki bu sene kurbanınızı nereden aldınız?
U- Dingo’nun ahırından!
Ç- Hangi sosyal sorumluluk projesinde yer aldınız?
U- “Anne beni lokuma gönder” projesinde!
Ç- Müzikle aranız nasıl?
U- 20’lik dişim çıkalı epey oldu ama henüz bir ‘müzik kulağım’ yok!
Ç- 10 Kasımda ne yaptınız?
U- O mahur beste çalarken, Müjgan’la biz ağlaşırdık!
Ç- Farz edin ki ıssız bir adadasınız. Yanınıza üç şey alsaydınız bu ne olurdu?
U- Üç tas hoş has kayısı hoşafı!
Ç- Çaresiz kaldığınızda ne yaparsınız?
U- Mayıl mayıl bakarım!
Ç- Ayda kaç lira kazanıyorsunuz?
U- Ay’ da yerçekimi olmadığı için biraz düşük tabiî ki!
Ç- Boş zamanlarınızda kitap okuyorsunuz dur herhalde?
U- Hayır tabi ki, doğmamış çocuğa don biçiyorum!
Ç- Devletten bir isteğiniz var mı?
U- Gölge etmesin başka bir şey istemem!
Ç- Hoşlanmadığınız renk var mı?
U- Ecevit mavisi!
Ç- Kızdığınızda ne dersiniz?
U- ‘Kemsük ağızlı’ derim!
Ç- Peki cesaretiniz var mı, cesur musunuz?
U- Cahiller cesur olurmuş. Ben genelde tırsağımdır!
Ç- İçinde bulunduğumuz durum size acı veriyor mu?
U- Vermez mi ‘acı’ çok cömerttir, elinde olduğunda esirgemiyor!
Ç- Okula gittiniz mi, tahsiliniz?
U- Ben okula bütün organlarımı götürmüyordum.‘Ayaklarımı götürüyordum kafamı değil’
Ç- Dostunuz sizin kalbinizi kıracak laf ederse?
U- Onun lafını kaldırabilirim. Çünkü vitamin kullanıyorum!
29 Kasım 2010 Pazartesi
28 Kasım 2010 Pazar
27 Kasım 2010 Cumartesi
26 Kasım 2010 Cuma
Günün Sözü
Aldatmanın dayanılmaz hafifliğine Acun Ilıcalı da kapıldı...
Evlilik konusunda "yeteneksizsin" Acun!
Evlilik konusunda "yeteneksizsin" Acun!
25 Kasım 2010 Perşembe
18 Kasım 2010 Perşembe
Çekirge-Usta Diyalogları - 6
Çekirge- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Araştırıcı ve karıştırıcı yazar!
Ç- Nerde yaşamak isterdiniz?
U- Çok demokrat(!) olduğu için, Demokratik Kongo Cumhuriyetinde!
Ç- Issız bir adaya düşseniz yanınızda olmasını istediğiniz 3 şey ne olabilir?
U- Failün, failatün ve mefailün!
Ç- Nereyi bitirdiniz, tahsiliniz?
U- Mahalle Mektebini!
Ç- O köprüde ki Ayı akrabanız mı?
U- Yok, sadece köprüden geçene kadar “dayı” diyorum!
Ç- Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
U- Fakiriz biz, fakirlik yapıyoruz!
Ç- En son seyrettiğiniz dizi?
U- Kuşlar vadisi- Kışı!
Ç- Beğendiğiniz meyveler var mı?
U- Kara üzümün özellikle habbesini çok severim!
Ç- Soda?
U- Soda mı, biz yemek mi yiyoruz ki üzerine soda içelim!
Ç- Cem Yılmaz filmlerine gülmediğinizi biliyoruz?
U- Gülmez miyim hem de “Oturma grubumla” gülüyorum!
Ç- En sevdiğiniz “Atasözü” hangisi?
U- “Cem Uzan üstünü örteceğim!”
Ç- Avrupa Birliğini en çok neden istiyorsunuz?
U- Brüksel Lahanası için!
Ç- Düşmanınız var mı?
U- Yok. Sadece kendimle küsüm!
Ç- Sizin dolmuş hattı hangi hatta çalışıyor?
U- Fay hattında!
Ç- Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldınız mı?
U- Yarasaların gözlerini tedavi ettirme merkezinde çalıştım!
Ç- Hiç hasta oldunuz mu?
U- Bir ara amudi fikaranın bariz inhina ile mütefarik hareketsizliğini yaşadım.
Ç- Hangi tür işte uzmanlığınız var?
U- Genelde estek köstek işlerinde!
Ç- Bu sözleri yazarak akıllı mı olduğunuzu iddia ediyorsunuz?
U- Yok öyle bir şey ben en son aklımı peynir ekmekle yedim.
Ç- Soğukla aranız nasıl?
U- Hiç iyi değil, dikenlerimi tüy tüy yapıyor!
Ç- Öfkelendiğinizde nasıl küfür edersiniz?
U- “Avu ye” derim!
Ç- Kitap okur musunuz?
U- Ben genelde “maval”okurum!
Usta- Araştırıcı ve karıştırıcı yazar!
Ç- Nerde yaşamak isterdiniz?
U- Çok demokrat(!) olduğu için, Demokratik Kongo Cumhuriyetinde!
Ç- Issız bir adaya düşseniz yanınızda olmasını istediğiniz 3 şey ne olabilir?
U- Failün, failatün ve mefailün!
Ç- Nereyi bitirdiniz, tahsiliniz?
U- Mahalle Mektebini!
Ç- O köprüde ki Ayı akrabanız mı?
U- Yok, sadece köprüden geçene kadar “dayı” diyorum!
Ç- Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
U- Fakiriz biz, fakirlik yapıyoruz!
Ç- En son seyrettiğiniz dizi?
U- Kuşlar vadisi- Kışı!
Ç- Beğendiğiniz meyveler var mı?
U- Kara üzümün özellikle habbesini çok severim!
Ç- Soda?
U- Soda mı, biz yemek mi yiyoruz ki üzerine soda içelim!
Ç- Cem Yılmaz filmlerine gülmediğinizi biliyoruz?
U- Gülmez miyim hem de “Oturma grubumla” gülüyorum!
Ç- En sevdiğiniz “Atasözü” hangisi?
U- “Cem Uzan üstünü örteceğim!”
Ç- Avrupa Birliğini en çok neden istiyorsunuz?
U- Brüksel Lahanası için!
Ç- Düşmanınız var mı?
U- Yok. Sadece kendimle küsüm!
Ç- Sizin dolmuş hattı hangi hatta çalışıyor?
U- Fay hattında!
Ç- Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldınız mı?
U- Yarasaların gözlerini tedavi ettirme merkezinde çalıştım!
Ç- Hiç hasta oldunuz mu?
U- Bir ara amudi fikaranın bariz inhina ile mütefarik hareketsizliğini yaşadım.
Ç- Hangi tür işte uzmanlığınız var?
U- Genelde estek köstek işlerinde!
Ç- Bu sözleri yazarak akıllı mı olduğunuzu iddia ediyorsunuz?
U- Yok öyle bir şey ben en son aklımı peynir ekmekle yedim.
Ç- Soğukla aranız nasıl?
U- Hiç iyi değil, dikenlerimi tüy tüy yapıyor!
Ç- Öfkelendiğinizde nasıl küfür edersiniz?
U- “Avu ye” derim!
Ç- Kitap okur musunuz?
U- Ben genelde “maval”okurum!
10 Kasım 2010 Çarşamba
2 Kasım 2010 Salı
Günün Sözü
Dik başıyla dağlar yerlerde sürünürken,
bütün yumuşaklığıyla bulutlar
gökyüzünde dolaşır...
bütün yumuşaklığıyla bulutlar
gökyüzünde dolaşır...
Günün Sözü
Cumhuriyet resepsiyonlarına, üniversiteye ve kamuya giremeyen başörtülüler, bundan böyle Kemalettin Kamu'ya gidecekler !
26 Ekim 2010 Salı
Derin Devlet Tatlısı
İlk önce
Bir miktar kutsalından
Vergilendirilmiş kazanç alınır.
On adet ahiret sorusu…
İki adet başörtülü üniversiteli alınıp
İkna odalarında bir müddet bekletilir.
İki adet soyulmamış banka alınır,
İçi bir güzel boşaltılır.
İçine katsayı mağdurları ve yaşzedeleri
Doldurulur.
Hepsi bir tencerede
Kısık ateşte bir müddet bekletilir.
Pişman olanlar soğumaya bırakılır.
Sonra
Gizli servis eşliğinde servis edilir.
Afiyet olsun.
19 Ekim 2010 Salı
GİT- ME!

Git hadi
İstediğin zaman git.
Git tabi
…
Dur!
Gitme!
Git ama…
Şimdi gitme!
Biraz daha kal.
Hatta,
Gitmesen
Git ama…
E git bari.
Baksana
Yağmurda nasıl yağıyor sessiz
Nasılda yağıyor sensiz
Önceden böyle mi yağardı?
Hiç dikkat etmemişim.
Tamam git
Git ama…
Şimdi gitme!
Bir nefeslik kal!
Yok yok bin nefeslik olsun
Bin nefes kaç gün eder?
Yetmez ki!
Bin bir olsun
Git ama…
Git tabi
…
Dur!
Gitme!
Git ama…
Şimdi gitme!
Biraz daha kal.
Hatta,
Gitmesen
Git ama…
E git bari.
Baksana
Yağmurda nasıl yağıyor sessiz
Nasılda yağıyor sensiz
Önceden böyle mi yağardı?
Hiç dikkat etmemişim.
Tamam git
Git ama…
Şimdi gitme!
Bir nefeslik kal!
Yok yok bin nefeslik olsun
Bin nefes kaç gün eder?
Yetmez ki!
Bin bir olsun
Git ama…
17 Ekim 2010 Pazar
ÇEKİRGE-USTA DİYALOGLARI 5
Çekirge- Öncelikle mesleğinizi öğrenebilir miyiz?
Usta- Kürek operatörüyüm!(Amele)
Ç- Son günlerde ki ruh halinizi öğrenebilir miyiz usta?
U- Mısır ununa bulanmış balık gibiyim, kızartılmayı bekleyen!
Ç- Hayatta hiç başarılı bir iş yaptınız mı?
U- Hayır tabi ki. Ben ‘Erken Kaybedenler’ denim.
Ç- Sizce başörtüsü sorunu çözülür mü?
U- Çözünür!
Ç- Yerin 700m altına inseydiniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?
U- Yanıma değil ama geride beni yerin dibinde de olsa bulacak dostlarımın olmasını isterdim.
Ç- Taşrada yaşamak nasıl bir duygu sizce?
U- En kötü yanı gazetelerin taşra baskılarını okumak durumunda olmam.
Ç- Gaziantep’te ne işiniz vardı?
U- Fıstıkların peşine gitmiştim. Antep fıstıklarının!
Ç- T-short giymeyi seviyor musunuz?
U- Ben değil, Seven Hill.
Ç- Memedalibey’in ‘mum söndü’ gafını izleyebildin mi?
U- Yok. Tam o sırada elektrikler söndü.
Ç- İtle mi dalaşırdınız yoksa çalıyı mı dolaşırdınız?
U- Çalıyı dolaşmayı tercih ederdim.
Ç- Sizce mahalle baskısı var mı?
U- Şimdi yaşadığım muhit kalburüstü zenginlerin olduğu bir yer, hele yazın kaldırıma park etmiş Bemeve’lerin, Mercedes’lerin lastiklerine sürtünerek eve geçmek zorunda kalıyoruz. Üzerimde büyük bir baskı var anlayacağınız.
Ç- En çok sevdiğiniz bitki türü?
U- Kökünü severim, özellikle zıkkımın!
Ç- Üzerinde çalıştığınız bir konu var mı?
U- Burnunu karıştırıp sandalyenin altına silenleri araştırıyorum.
Ç- Bunca şair arasında size de bir pay düştü mü?
U- Çok az bir 'kıl payı' düştü!
Usta- Kürek operatörüyüm!(Amele)
Ç- Son günlerde ki ruh halinizi öğrenebilir miyiz usta?
U- Mısır ununa bulanmış balık gibiyim, kızartılmayı bekleyen!
Ç- Hayatta hiç başarılı bir iş yaptınız mı?
U- Hayır tabi ki. Ben ‘Erken Kaybedenler’ denim.
Ç- Sizce başörtüsü sorunu çözülür mü?
U- Çözünür!
Ç- Yerin 700m altına inseydiniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?
U- Yanıma değil ama geride beni yerin dibinde de olsa bulacak dostlarımın olmasını isterdim.
Ç- Taşrada yaşamak nasıl bir duygu sizce?
U- En kötü yanı gazetelerin taşra baskılarını okumak durumunda olmam.
Ç- Gaziantep’te ne işiniz vardı?
U- Fıstıkların peşine gitmiştim. Antep fıstıklarının!
Ç- T-short giymeyi seviyor musunuz?
U- Ben değil, Seven Hill.
Ç- Memedalibey’in ‘mum söndü’ gafını izleyebildin mi?
U- Yok. Tam o sırada elektrikler söndü.
Ç- İtle mi dalaşırdınız yoksa çalıyı mı dolaşırdınız?
U- Çalıyı dolaşmayı tercih ederdim.
Ç- Sizce mahalle baskısı var mı?
U- Şimdi yaşadığım muhit kalburüstü zenginlerin olduğu bir yer, hele yazın kaldırıma park etmiş Bemeve’lerin, Mercedes’lerin lastiklerine sürtünerek eve geçmek zorunda kalıyoruz. Üzerimde büyük bir baskı var anlayacağınız.
Ç- En çok sevdiğiniz bitki türü?
U- Kökünü severim, özellikle zıkkımın!
Ç- Üzerinde çalıştığınız bir konu var mı?
U- Burnunu karıştırıp sandalyenin altına silenleri araştırıyorum.
Ç- Bunca şair arasında size de bir pay düştü mü?
U- Çok az bir 'kıl payı' düştü!
10 Ekim 2010 Pazar
11 Eylül 2010 Cumartesi
9 Eylül 2010 Perşembe
Bizim Hüseyin
Yıl 2002... PopStar yarışmaları elemelerinin bir ayağı da Samsun da yapılacaktır. Yer Gazi sosyal tesisleri... Malum pek çok gencin hayalidir; kısa yoldan şan şöhret olmak. Sesine ve fiziğine güvenen bizim Hüseyin de elemelere katılmaya karar verir.(Gerçi benim de Şifa hamamında sesim güzel çıkıyor ya neyse.)
Jüride kimler var bakalım; Osman Tan Erkır, Deniz Seki, Garo Mafyan, Huysuz Virjin. İbrahim Tatlıses ise son anda katılamıyor. Oysa Hüseyin İbo’nun bebeğim adlı şarkısını seslendirecektir.
Heyecanlı bekleyiş sonrası Hüseyin kendini jürinin karşısında bulur. Tam bebeğim der demez, gözü Deniz Seki’nin dekoltesine takılınca alfabenin iki harfini oracıkta yutuyor! O günden sonra r ve ş harflerini söylemekte zorlanan Hüseyin için PopStar macerası da sona erer.
Jürinin, "Sen bu sesle mi katıldın pop stara" demeleri de cabası. Pop star Hüseyin Etilerdeki barlarda şarkı söyleme şansını da kaybeder. Oysa biz onu Atakum Belediyesi'nin düzenlediği Ramazan etkinliklerinde bile görmeye razıydık.
Alfabenin yalnızca 27 harfini kullanabildiği için sakat maaşı alması gerekirken maalesef onu da alamıyor. Şayet yeni anayasada böyle bir düzenleme olursa bende Evet diyeceğim.
Hüseyin, hadi kirpi de bakim! Bir de şerefsiz de! Canımı ye. Bana demeyeceksin oğlum...
Peki PopStar Hüseyin şimdi ne mi yapıyor; en son elinde ütü masasıyla Atakum sahiline sörf yapmaya gidiyordu!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























